Audi’nin Formula 1 projesinin başına geçen Jonathan Wheatley, takımın beş yıllık planını anlatırken hem gerçekçi hem de iddialı bir yol haritası çizdi.
Wheatley, Audi isminin tek başına başarı getirmeyeceğini vurgularken, bu sürecin sabır ve öğrenme gerektirdiğini söyledi.
“Birçok kişi için bu uzun bir yolculuk oldu. Bugün burada oturuyor olmamız, bu projenin artık gerçek olduğu anlamına geliyor. Bunu hepimiz birlikte yaşıyoruz.”
Wheatley, takım patronluğu rolünü liderlik üzerinden tanımlarken, yıllar içinde edindiği tecrübelerin bu projede belirleyici olacağını ifade etti. Audi F1 yapılanmasının kültür inşasıyla başladığını özellikle vurguladı.
“Takım patronluğu liderlikle ilgili. Standartları belirlemek, kültürü oluşturmak ve örnek olarak önden gitmek zorundasınız. Mekanikten sportif direktörlüğe kadar her seviyede bunu yaşadım.”
Audi’nin 2030 hedefinin neden bir “beş yıllık plan” olarak tanımlandığını da açıklayan Wheatley, bunun yalnızca sportif değil, yapısal bir dönüşüm süreci olduğunu söyledi. Başlangıç noktasının doğru tespit edilmesinin kritik olduğunu belirtti.
“Nereden başladığınız konusunda gerçekçi olmanız ve önünüzdeki zorluklara karşı mütevazı olmanız gerekiyor. Ferrari, Red Bull, Mercedes ya da McLaren’ı sadece Audi olduğunuz için yenemezsiniz.”
Takımın hedefini “önce meydan okuyan, sonra rekabetçi, en sonunda da şampiyon” olmak şeklinde özetleyen Wheatley, bu yolculuğun herkese anlatıldığını ve içselleştirildiğini ifade etti.
“Planımız net. Önce meydan okuyan olacağız, sonra rekabetçi hale geleceğiz, ardından şampiyonluk için savaşacağız. İnsanların bu yolculuğu anlaması çok önemli.”
Yeni teknik regülasyonların Audi için büyük bir fırsat sunduğunu belirten Wheatley, sıfırdan başlanan bir dönemin mimari açıdan avantaj sağladığını dile getirdi. Bu sayede 2030 hedefi için doğru temelin atıldığını söyledi.
“Bu tamamen yeni bir regülasyon seti. 2030’da şampiyon olmasını umduğumuz aracın mimarisini bugün kurma şansımız var. Bu çok büyük bir fırsat.”
Audi’nin kendi motorunu üretme kararının projedeki en kritik hamlelerden biri olduğunu savunan Wheatley, fabrika takımı olmanın araç tasarımına doğrudan yansıdığını belirtti.
“Kendi motorunuzu geliştirmeniz hayati önemde. Araç ve güç ünitesi baştan birlikte tasarlandığında ortaya çok farklı bir otomobil çıkıyor.”
Barselona’daki erken shakedown çalışmasının takımı ciddi anlamda öne geçirdiğini vurgulayan Wheatley, bu sürüşün performanstan ziyade sistem doğrulaması için yapıldığını söyledi.
“Performansla hiç ilgilenmedik. Sistemler, iletişim, fonksiyon kontrolleri bizim için önemliydi. Birçok kutucuğu erkenden işaretledik ve bu bizi oyunda öne taşıdı.”
Yeni regülasyon döneminde hataların kaçınılmaz olduğunu açıkça kabul eden Wheatley, asıl meselenin bu hatalardan nasıl ders çıkarıldığı olduğunu belirtti.
“Hedefleri zorlarsanız hata yaparsınız. Asıl mesele bu hatalardan nasıl öğrendiğiniz ve organizasyon olarak nasıl büyüdüğünüzdür.”
2026 sezonunun yarış karakteri hakkında net bir öngörüde bulunmanın şu an mümkün olmadığını söyleyen Wheatley, sürücülerden gelen ilk geri bildirimlerin sürüş tarzının değiştiğine işaret ettiğini ifade etti.
“Sürücüler artık aracı virajdan taşıyarak çıkarmak zorunda. Ne olacağını kimse kesin olarak bilmiyor ama yarış odaklı bir formül geliyor.”
Başarılı bir sezon tanımını “sürekli gelişim” olarak yapan Wheatley, takımın özgüven kazandığını ancak bunun kibirle karıştırılmaması gerektiğini vurguladı.
“Bu kibir değil, özgüven. Her gün herkesin kendi rolünden maksimumu alması gerekiyor. Hata yapacağız ama doğru ortamda öğreneceğiz.”
Yeni motorların ses karakterine de dikkat çeken Wheatley, bu regülasyon setinin Formula 1’i daha kısa sürede yakınlaştıracağını düşündüğünü söyledi.
“Motor sesi daha agresif. 2014’te bir takım çok öndeydi ama son yıllarda grid hiç olmadığı kadar yakındı. Bu regülasyonların daha hızlı yakınlaşacağını düşünüyorum.”
tr.motorsport.com