Formula 1 takımları, 2026'nın karmaşık yeni kurallarını çözmek için Bahreyn testlerinde ter döküyor. FIA'nın getirdiği katı sınırlamalara rağmen, pistteki araçların birbirinden ne kadar farklı olduğu gözlerden kaçmıyor. Padoktaki bu yaratıcı canlılık, takımların "en iyi çözümü" bulma yarışında olduklarını kanıtlıyor.
Formula 1 takımları, 2026'nın karmaşık yeni kurallarını çözmek için Bahreyn testlerinde ter döküyor. FIA'nın getirdiği katı sınırlamalara rağmen, pistteki araçların birbirinden ne kadar farklı olduğu gözlerden kaçmıyor. Padoktaki bu yaratıcı canlılık, takımların "en iyi çözümü" bulma yarışında olduklarını kanıtlıyor.
Bu yıl kurallar gereği, düzlüklerde hava direncini azaltmak ve enerji tasarrufu sağlamak için hem ön hem de arka kanattaki üç parçadan ikisi hareket edebiliyor.
Ancak bu sistemin çalışma mekanizması her takımda bambaşka bir felsefeyle tasarlanmış.
Mercedes ve Aston Martin, burnu taşıyan destek ayaklarını kanadın en alt katına değil, doğrudan ikinci katına sabitlemeyi seçti. Bu takımlar, kanadın orta kısmını yerinde tutarak sadece en üstteki parçayı hareketli bırakıyor.
Bu seçimin arkasında yatan mantık şu: FIA tarafından belirlenen arka kanat yapısıyla uyumlu bir denge kurmak için sadece en üstteki son kanatçığı hareket ettirmenin yeterli olabileceği düşüncesiyle hareket ediyorlar. Bu sayede sistemi daha hafif ve daha az karmaşık tutmayı hedefliyorlar.
AG Photo tarafından yakalanan özel bir kare, Ferrari SF-26'nın hareketli ön kanat sistemini ilk kez gözler önüne serdi. Loic Serra liderliğindeki mühendislik ekibi, oldukça titiz bir iş çıkarmış. Kanatçıkları hareket ettiren hidrolik ünite, doğrudan burun kısmının içine hapsedilmiş durumda ve büyük ihtimalle burundaki darbe emici yapının bir parçası olarak tasarlanmış.
Sistemi hareket ettiren kollar, karbon ve metal karışımı bir yapıdan oluşuyor. Ferrari'nin amacı, ağırlığı artırmadan sistemin esnemesini engellemek ve pilotun komutuna en hızlı tepkiyi verecek sertliği sağlamak.
Dünya şampiyonu McLaren, MCL40 modelinde tamamen farklı bir yol izliyor. Peter Prodromou liderliğindeki ekip, burnun alt kısmını iyice oyarak devasa bir boşluk yaratmış.
Kanadı hareket ettirmek için ise sadece son parçaya bağlı olan iki adet uzun metal çekme çubuğu kullanıyorlar. McLaren'IN odak noktası, şasinin altına giden hava akışını maksimize etmek ve hava direncini en aza indirmek. Detaylardaki işçilik şimdiden göz kamaştırıyor.
Adrian Newey’nin elinden çıkan Aston Martin AMR26, McLaren’in tam tersi bir yapıya sahip. Burnun alt kısmında büyük bir "çıkıntı" yer alıyor ve bu yapı kanada çok daha yakın.
Aston Martin, sadece son kanatçığı hareket ettirmeyi seçmiş ve bunu oldukça küçük, kısa iki çubukla kontrol ediyor. Sistem o kadar basit görünüyor ki, rakiplerine göre ciddi bir ağırlık avantajı sağlamış olabilirler.
Williams FW48 ise kendine has bir inşa felsefesi benimsiyor. Burun tasarımı Aston Martin'e benzese de, iki profili birden hareket ettiren mekanizma, Newey’nin tasarımına kıyasla çok daha karmaşık ve ağır bir görüntü çiziyor.
Mühendislerin en büyük korkusu, kanatçıkların açılıp kapanma hızı. Eğer pilot frene bastığında kanatçıklar yeterince hızlı kapanmazsa, ön taraftaki yere basma kuvveti eksik kalır ve bu da lastiklerin kilitlenmesine yol açar. Barselona testlerinde bu yüzden çok fazla lastik kilitlenmesi görmüştük; ancak Sakhir’de pilotların bu dengeye alışmaya başladığı ve sistemlerin daha istikrarlı çalıştığı gözleniyor.
tr.motorsport.com