Türkiye motor sporları tarihinin tozlu raflarında kalmış bir hikâye var. Ülke otomotiv tarihinin ilk yerli ve seri üretimi olan Anadol markasının ralli takımının hikâyesi. 1968 yılında kurulan Anadol Ralli takımının aktif olduğu süreç boyunca hem takım olarak hem de Anadol aracı olarak hikâyeleri var. Bu yazıda bazılarını tekrar hatırlamak, Anadol özelinde Türkiye motor sporu tarihini görmek bizler için ilginç olacak. Öte yandan Türkiye'de son yıllarda ilginin arttığı motor sporları konusuna da Anadol üzerinden değinmiş olacağız. 1968’de ünlü pilot İskender Aruoba'nın sekiz ay süren 30 bin kilometrelik Avrupa-Afrika-Asya Rallisi'ne de katıldığı Anadol Ralli araçları çok uzun olmasa da ilginç bir hikâyeye sahip.
Oldukça çetrefilli bir süreçten sonra Türkiye'de üretime geçen Anadol markası, 1968 yılında da Türkiye’nin ilk ralli takımını kurdu. Anadol Ralli birçok pilotun yıllarca kullandığı araç oldu. İlk olarak Türkiye’nin FIA kurallarına uygun olarak düzenlenen ilk ralli yarışı olan Trakya Rallisi’nde Renç Koçibey ve Demir Bükey Anadol A1 aracıyla şampiyon oldu. Bu şampiyonluğun ardından bir süre sonra ise Renault ve Tofaş da fabrika takımlarını kurdu. Aslında Anadol Ralli takımı Türkiye’de bir öncü olmuş ve ralli kültürü oluşturmaya başlamıştı. Anadol Ralli takımının kuruluşundan sonra ise İskender Atakan, Claude Nahum, Mete Oktar, Şükrü Okçu, Romolo Marcopoli, İskender Aruoba ve Serdar Bostancı gibi isimler de Anadol A1 ralli aracını kullanan diğer ünlü pilotlar oldu. Bunun yanında “Super Touring Coupe” veya “Süper Türk Canavarı” isimleriyle tanınan ilk yerli spor otomobil Anadol STC-16 1990’lı yılların başına kadar ralli pilotlarının favorisi olmuştur.
Türkiye motor sporları ve ralli tarihine ismini altın harflerle yazdırmış Serdar Bostancı’nın yolu kariyerinin başında Anadol Ralli'yle kesişiyor. Bostancı ralli kariyerine Renault ile başladıktan sonra kendine bir de Anadol STC hazırlatıyor. Anadol'la yarış hayatı genelde antrenmanlar, testler, ralli-kroslar ve tırmanmalarda geçen Bostancı, katıldığı ralli kroslarda ise başarılı dereceler alıyor. Ancak, Anadol STC ile girdiği tek rallisinde kaza yaptı ve yarışı tamamlayamadı. Daha sonra, STC’nin yol tutuşundan çok zevk almadığı ve çok da popüler bir otomobil olmadığı için "A1" olarak tanımlanan tek kapılı Anadol’a geçti. Yeni otomobili A1 ile 1,5 sezon geçirdi ama o zamanki teknolojisinden dolayı Anadol'la finişe gelmek çok kolay olmuyordu. Bostancı’nın Anadol'la çok da iyi bir geçmişi olmasa da bu günlere gelirken kariyerinde Anadol markasının büyük bir yerinin olduğunu biliyoruz. Bunun yanı sıra 2010'da Bostancı'nın mühendisliğini yaptığı Anadol aracı ile Ahmet Şefik Öngün ve Erdal Tokcan, Pekin-Paris ralli yarışmasında ikinci olmayı başardı.
Anadol Ralli takımının çok geniş olmasa da hatıralarda iz bırakan bir hikâyesi var. Peki asıl geriye kalan konu ne? Türkiye’de geçmiş yıllarda motor sporlarına ciddi yatırımlar yapılmasına rağmen özellikle seyirci tarafında beklenen karşılık alınamadı. Son yıllara baktığımızda ise başta Formula 1 olmak üzere motor sporlarına olan ilgi yükselen bir trend konumunda. Rallici ve mühendis topluluğunun ihtiyaçlarına yönelik yatırımlar yapmak; Türkiye'nin adını daha fazla duyurmaya ve farklı organizasyonlara da ev sahibi olmaya yardımcı olacaktır. Örneğin bu yıl Formula 1 organizasyonuna katılmak için hiçbir ücret ödenmemesine rağmen Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak’ın açıklamalarına göre 100 milyon dolarlık bir gelir elde edilecek. Bunun yanında Red Bull ve Alpha Tauri takımlarının yaptığı reklam çekimleri de sosyal medyada gündem oluşturarak Türkiye’nin tanıtımını katkıda bulundu.
Cengizhan Yıldız