McLaren’ın 2025’te Çifte Şampiyonluğu, 2026 Kural Değişikliğinde Başarıyı Sürdürmesinin Anahtarı Olabilir
McLaren’ın 2025 Formula 1 sezonunda hem pilotlar hem de takımlar şampiyonluğunu kazanması ve üst üste ikinci kez takımlar şampiyonu olması, müşteri takım olarak yer etkisi kurallarını en iyi şekilde çözdüğünü gösterdi.
Motor tedarikçisi Mercedes, bu dönemde dört yıl boyunca istikrarı bulmakta ve üstünlük kurmakta zorlanırken, McLaren ise yavaş bir başlangıcın ardından, Red Bull’dan sonra yer etkisi konseptini tam anlamıyla kavrayan ikinci takım olmayı başardı.
Ancak 2026 sezonunda yürürlüğe girecek köklü kural değişiklikleri, McLaren’ın başarısının yalnızca bu döneme mi özgü kalacağı, yoksa önümüzdeki yıllara da taşınıp taşınamayacağı konusunda merak uyandırıyor.
Yer Etkisi Döneminde Fark Yaratanlar
2022-2025 sezonlarında pistte en iyi sonuçları alan takımlar, yer etkisi araçlarının performansını belirleyen unsurları tam anlamıyla kavramış ekiplerdi. 2022’de birçok takım dalgalanma (porpoising) sorunlarıyla mücadele ederken, süspansiyon sistemlerini ve yol tutuşunu en iyi şekilde optimize eden ekipler öne çıktı.
Red Bull’un eski teknik patronu Adrian Newey’nin yer etkisi araçlarının dinamiklerini çok iyi kavradığı biliniyordu. McLaren’ın 2025’teki büyük sıçraması ise, Red Bull’un eski baş tasarımcısı ve baş mühendislik sorumlusu Rob Marshall’ın takıma katılmasının ardından geldi. McLaren’ın bu süreçte özellikle süspansiyon kinematiği ve tasarımı konusundaki gelişimi, Red Bull’un standartlarına yaklaşan bir konsept evrimi gösterdi.
Her ne kadar McLaren eski kurallarla zaman zaman baskın bir araç üretmiş olsa da, teorik olarak 2025 araçlarından 2026’ya neredeyse hiçbir teknik unsurun taşınamayacak olması, bu başarıyı yeni döneme taşımayı zorlaştırıyor.
2026 araçlarında yol yüksekliğiyle ilgili mevcut bilgiler ve süspansiyon teorileri geçersiz hale gelecek. Çünkü Venturi etkisi büyük ölçüde azalacak, yol yüksekliği hassasiyetleri düşecek ve araçlar zaten daha yüksek bir sürüş yüksekliğinde çalışacak.
Ayrıca, yeni kurallarla birlikte özellikle güç ünitesinin performansı ve enerji geri kazanımı ile dağıtımı, başarıda belirleyici faktör olacak.
McLaren’ın Yapısal Güçleri ve 2026’ya Bakış
Ancak bu durum, McLaren’ın 2025’te MCL39 ile yakaladığı üstünlüğün tamamen geçersiz olacağı anlamına gelmiyor. Çünkü bir takımın başarısı, yalnızca belirli bir kural setinin yorumlanmasına değil, organizasyonun temel yetkinliklerine dayanıyor. Başarıya ulaşmak için gereken birçok temel unsur, hangi kurallar yürürlükte olursa olsun geçerliliğini koruyor.
Bu noktada, bireysel personelin kalitesi öne çıkıyor. Bir mühendis ya da tasarımcı, bir kural setini iyi yorumlayıp uygulayabiliyorsa, farklı kurallarda da aynı başarıyı gösterebiliyor.
Abu Dhabi’deki şampiyonluğun ardından değerlendirmede bulunan takım patronu Andrea Stella, McLaren’daki bireylerin kalitesine vurgu yaptı ve bunun Formula 1’de çalıştığı en iyi ekiplerden biri olduğunu ifade etti:
“McLaren’daki teknik ekip özellikle güçlü. Peter Prodromou, Rob Marshall, Neil Houldey, Mark Ingham, Giuseppe Pesce ve Mark Temple’ın katkılarından faydalanıyoruz. Bu açıdan bakıldığında, 26 yıllık Formula 1 kariyerimde parçası olduğum en güçlü teknik departmanlardan biriyle çalışıyorum. Bu da, mevcut kuralların teknik detayları gelecekte doğrudan uygulanamayacak olsa da, çalışma şeklimiz, standartlarımız, aracı geliştirme yaklaşımımız ve teknik hedeflerimiz geleceğe taşınacak. Bu da bizi 2026 sezonu için umutlandırıyor.”
Takımın başarısının tek bir kural setine bağlı olmadığı görüşü, MCL39’un geliştirilmesinde kilit rol oynayan teknik direktör Neil Houldey tarafından da paylaşıldı. Houldey, McLaren’ın süreçleri, iş birliği ve bütüncül yaklaşımının 2025 aracında olduğu gibi 2026 aracında da başarı getireceğine inanıyor.
Houldey, 2026 için hedeflerin nasıl belirlendiğiyle ilgili bir soruya şöyle yanıt verdi: “Önemli olan hedefler değil. En önemli şey, çalışma şekliniz ve aracı geliştirme biçiminiz. Nerede olmak istediğimizi biliyoruz ama daha da önemlisi, son üç yıldır çalıştığımız şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Yani durmadan ilerliyor, birbirimizi zorluyor, rüzgar tünelinde, CFD’de birlikte çalışıyor ve sürekli daha iyisini hedefliyoruz. Sonuçta performansı bu şekilde üretiyoruz, bir hedefe bakıp ona ulaşıp ulaşamayacağımızı anlamaya çalışmak yerine.”
Takım Dinamikleri ve Uzun Vadeli Başarı
McLaren’ın yapısal gücünün yeni kurallara da taşınacağı görüşünü, Mercedes patronu Toto Wolff da destekledi. Wolff, Mercedes’in yer etkisi kurallarında aradığı üstünlüğü bulamadığını kabul ederken, bir organizasyonun temel gücünün hangi kurallar getirilirse getirilsin öne çıkacağını ifade etti:
“İnsanlar genellikle başarı ya da başarısızlığın tek bir faktöre bağlı olduğunu düşünür – ister yeni bir yönetici, takım patronu, teknik direktör, aerodinamik şefi ya da takıma katılan veya ayrılan dahi mühendisler olsun. Ama esas olan, bir grup insanın birlikte çalışıp doğru kararları vermesi, doğru veriye dayanması, doğru altyapıya sahip olması ve sanal dünya ile gerçek dünya arasında en iyi korelasyonu kurmasıdır. Bugün sahip olduğumuz tüm kısıtlamalarla, aracınızla ilgili gerçekleri ancak böyle öğrenebilirsiniz. Eğer pistteki gerçeklerle simülasyonlarınız örtüşmüyorsa, bu her takım için en büyük risktir.”
Tüm bu unsurların McLaren’ın son iki sezondaki başarısına katkı sağladığı göz önüne alındığında, takımın bu ivmeyi 2026 sezonuna da taşıyabileceğine dair güçlü bir beklenti oluşuyor.
trf1.net