Adrian Newey’nin imzasını taşıyacak 2026 Aston Martin aracı çok güçlü olsa bile, takım hâlâ kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinden geçtiği için, bu büyük dönüşümün sonuç vermesi zaman alacak.
2026’da yürürlüğe girecek yeni teknik düzenlemelerle birlikte Formula 1, tamamen yeni bir döneme girerken, padokta en çok merak edilen konulardan biri güç dengelerinin değişip değişmeyeceği.
Zemin etkili araçlar dönemine Red Bull’un damgasını vurduğu, McLaren’ın etkileyici bir çıkış yaptığı bu süreçte Ferrari ve Mercedes daha geri planda kalmıştı.
Bu noktada herkesin aklındaki soru şu: Red Bull’dan ayrılan Adrian Newey, Williams, McLaren ve Red Bull'da yaşadığı başarı dönemlerinin bir benzerini Aston Martin ile yeniden başlatabilecek mi? Özellikle bu büyük değişimin ilk yılında bunun cevabı hiç de net değil.
Lawrence Stroll, 2019 yılında Racing Point’i devraldığında takım Silverstone merkezli, orta sıralarda yer alan bir ekipti. Zamanla Aston Martin Racing’e dönüşen bu yapı, özellikle 2020'deki performansıyla dikkat çekmişti.
Ancak sonraki yıllarda Aston Martin, markaya yakışır bir çıkış yapamadı ve takımlar şampiyonasında genellikle beşinci ile yedinci sıralar arasında gidip geldi. Buna karşın Lawrence Stroll, altyapı yatırımlarında frene basmadı. Racing Point’in mütevazı tesisleri, 2023’ten itibaren Silverstone pistinin yanında yükselen son derece modern bir teknoloji kampüsüne dönüştü. Üç birbirine bağlı binadan oluşan bu tesis, en gelişmiş rüzgâr tüneli, yeni nesil simülatör ve üst düzey ekiplerle donatıldı.
Böylesine ileri bir fabrikanın, takımı hemen zirveye taşıması beklenebilir. Ancak sistemlerin tam anlamıyla oturması, sanıldığından çok daha fazla zaman gerektiriyor. Üstelik Aston Martin bu süreçte önemli bir ortaklık değişimine de gitti. Bugüne kadar Mercedes'in müşterisi olan Silverstone merkezli takım, motor, şanzıman ve arka süspansiyon gibi kritik parçaları Alman üreticiden alıyordu.
2026 itibarıyla bu tablo tamamen değişiyor. Aston Martin, Honda ile yaptığı özel anlaşma sayesinde Japon üreticinin fabrika takımı haline geliyor. Bu iş birliği, takımın uzun vadeli hedeflerini güçlendirse de Honda’nın çalışma tarzı nedeniyle entegrasyon süreci kolay ilerlemiyor. Japon üreticinin bilgi paylaşımında temkinli olması, motor konusunda uzman bir isim olan Andy Cowell’ın CEO ve takım patronu görevlerinden alınarak Honda ile bağlantıyı sağlayan bir role çekilmesine yol açtı.
Büyük beklenti yaratan bir diğer unsur ise Aramco’nun geliştireceği e-yakıt. Suudi Arabistan merkezli petrol şirketi, fosil içermeyen sentetik yakıt üzerine ciddi yatırımlar yaptı. Hedef, Honda motoruna yüksek kalorifik değere sahip bir yakıt sağlayarak ekstra güç kazanmak.
Lawrence Stroll’ün en büyük hamlesi ise Adrian Newey’yi takıma kazandırması oldu. İngiliz mühendise azınlık hissesi vererek onu teknik ortak haline getiren Stroll, Newey’ye tam yetki tanıdı. Şu an için Newey aynı zamanda takım patronu rolünü de üstlenmiş durumda. Bu görev onun alışık olduğu bir pozisyon olmasa da, ihtiyaç duyduğu ideal kadroyu kurabilmesi için ona alan sağlıyor.
Newey’nin ilk önemli tercihi, Ferrari’den ayrılan Enrico Cardile oldu. Cardile, teknik patron olarak Dan Fallows ve Bob Bell’in yerini aldı. Ayrıca AMR26’nın geliştirilmesinde Newey’nin en önemli bağlantı noktası haline geldi. Aerodinami tarafında, Mercedes’ten gelen Gioacchino Jack Vino’nun liderliğinde yeni bir ekip kuruldu. Simülasyon departmanı ise, sekiz ay önce Apple’dan transfer edilen Giles Wood’a emanet edildi.
Aston Martin’in teknik çekirdeğinde bir başka İtalyan isim daha bulunuyor. 2021’den bu yana takımda görev yapan Luca Furbatto, Mühendislik Direktörü olarak aracın üretim ve gelişim sürecini yönetiyor. Üretim tarafında ise Newey, Red Bull’dan güvendiği bir ismi, Paul Field’ı göreve getirdi. Field, otomotiv kökenli Ben Fitzgerald’ın yerini aldı.
Tüm bu tablo, Newey’nin AMR26 doğarken aynı anda dev bir yapbozu tamamlamaya çalıştığını gösteriyor. Üstelik Aston Martin, 2026 itibarıyla daha önce Mercedes’ten aldığı şanzıman, arka süspansiyon ve hidrolik sistemleri artık kendi bünyesinde üretmek zorunda. Bu da işin karmaşıklığını daha da artırıyor.
Yeni nesil çevik F1 araçlarının ilk yılında, Newey’nin imzasını taşıyan çözümler mutlaka dikkat çekecek ve rakipler tarafından kopyalanmak istenecek. Ancak Aston Martin’in tüm potansiyelini hemen ortaya koymasını beklemek gerçekçi değil. Üstelik kadro hâlâ tamamlanmış değil. Max Verstappen’in mühendisliğini yapan Gianpiero Lambiase’nin ismi sık sık Aston Martin ile anılıyor. Şu anda pist operasyonlarını Mike Krack yönetiyor, ancak bu alanda da değişim ihtimali konuşuluyor.
Lawrence Stroll’ün yürüttüğü bu dönüşüm, birçok kişiye Ferrari’nin 2000’lerin başındaki Schumacher dönemine giden yeniden yapılanmasını hatırlatıyor. O süreçte de Ross Brawn ve Rory Byrne ile kurulan teknik yapı, başarıyı hemen getirmemişti.
tr.motorsport.com