2026 Formula 1 Sezonunda Büyük Değişim: Yeni Araçlar, Yeni Güç Üniteleri ve Pilotların İlk İzlenimleri
2026 Formula 1 sezonu, 2022’de tanıtılan yer etkili araçların tarihe karışmasıyla birlikte, daha hafif, daha küçük ve daha güçlü araçların ön plana çıktığı son yılların en büyük teknik değişimiyle başlıyor.
Yeni teknik düzenlemelerle birlikte araçların aerodinamik yapısında köklü değişiklikler yapılırken, ön ve arka kanatlarda aktif aerodinamik sistemler devreye giriyor. Bu sistemler, eski sürtünme azaltma (DRS) mekanizmasının yerini alacak. Ayrıca yeni güç üniteleri, içten yanmalı motor ile elektrik enerjisi arasında %50-%50’lik bir denge sunuyor. Eski güç ünitelerine kıyasla en büyük fark ise MGU-H bileşeninin kaldırılmış olması.
Bu radikal değişikliklerin amacı, pist üstü mücadeleyi daha heyecanlı hale getirmek. Şu ana kadar yalnızca bir test gerçekleştirilmiş olsa da, istenen etkinin elde edilip edilmediği henüz netlik kazanmış değil. Ancak yeni araçların sürüş dinamikleriyle ilgili ilk izlenimler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.
Mercedes pilotları George Russell ve Andrea Kimi Antonelli, 2 Şubat’ta düzenlenen bir medya toplantısında 2026 araçlarının kokpitindeki hislerini detaylı şekilde paylaştı.
Russell, “Şu ana kadar bizi olumsuz anlamda şaşırtan bir şey olmadı. Güç ünitesi tarafında ise, bazı durumlarda düzlükte vites küçültmek gerekebileceği çok konuşuluyordu. Muhtemelen bu devam edecek, ancak bu çok da anormal hissettirmiyor,” dedi. “Tıpkı bir yokuşu tırmanırken aracınızın hız kaybetmesi ve ekstra devir almak için vites küçültmeniz gibi. Güç ünitesi enerji toplarken ve bataryayı şarj ederken bazen düzlükte tam gaz giderken bile vites küçültmeniz gerekebiliyor. Simülatörde bu daha tuhaf geliyordu, gerçekte ise daha doğal.”
Kimi Antonelli ise, “Aracı sürmek oldukça eğlenceli. Geçen yıla göre biraz daha yavaş olmasına rağmen bunu çok fazla hissetmiyorsunuz. Özellikle yüksek hızlı virajlarda yere basma kuvvetinin azalması hissediliyor, ancak bu farkı kapatmak zaman alacak. Araç başlangıç olarak beklediğimden çok daha iyi ve sürüşü keyifli. 30 kilo daha hafif olması ve biraz daha küçük olması, özellikle yön değiştirmelerde ve düşük hızlı virajlarda daha çevik hissettiriyor. Artık zıplama (bouncing) sorunu yok, bu da büyük bir avantaj. Aracı daha yumuşak ve yüksek ayarlayabiliyoruz, bu da sürüş yüksekliği ve ayar konusunda daha fazla esneklik sağlıyor,” ifadelerini kullandı.
2026 Araçları “Kesinlikle Hâlâ Formula 1”
Yeni kurallarla ilgili en büyük endişelerden biri, bu araçların sürüş karakteristiğinin geleneksel Formula 1 araçlarından uzaklaşmasıydı. Russell, yeni araçlarda özellikle enerji toplama ve dağıtımı konusunda alışılması gereken bazı farklılıklar olduğunu, ancak bunun önceki nesil araçlarda da gelişim sürecinde görüldüğünü belirtti.
“Kesinlikle hâlâ Formula 1,” diyen Russell, “Bir yarış aracı gibi hissettiriyor ve sınırları zorlamaya devam ediyorsunuz. Sadece sürüş tarzı biraz değişiyor. 80’lerin sonu ve 90’larda Ayrton Senna’nın virajlarda gazı pompalayarak turbo devrini yükseltmesi gibi, her dönemin kendine özgü bir sürüş tarzı var. Şimdi de vites kolundan kulakçıklara geçişte olduğu gibi bir değişim var. Bu da zamanla alışılacak bir durum,” dedi.
Russell, “Virajlarda daha hızlı gittiğinizde daha fazla enerji harcıyor ve daha az enerji topluyorsunuz. Bu nedenle bir virajda birkaç salise kazanırken, düzlükte bunu kaybedebiliyorsunuz. Ancak buna alışınca yeni normal bu olacak. Beklediğimden çok daha sezgisel ve kolay sürülen bir araç oldu. Güç ünitesi ve vites seçimleriyle ilgili tüm takımlar virajlarda daha düşük vites kullanarak enerji toplamayı maksimize etmeye çalışıyor. Ancak sonuçta hâlâ bir yarış aracı gibi hissettiriyor,” ifadelerini kullandı.
Russell, yeni güç üniteleriyle yarış start prosedürünün daha karmaşık hale geldiğini de belirterek, “Enerjiyi doğru seviyeye getirmek ve turbo devrini ayarlamak kolay değil. Bu gerçekten büyük bir zorluk. Ancak bugün en çok çalışanlar, sezonun ilk yarışlarında avantaj sağlayacaktır,” dedi.
Yeni Motorlardan “Brutal Güç” ve Getirdiği Zorluklar
Yeni güç üniteleri, geçen yıla göre %300 daha fazla elektrik gücü sunuyor. Kimi Antonelli, bu artışın “brutal” bir güç çıkışı sağladığını ve özellikle viraj çıkışlarında çok daha fazla ivmelenme sunduğunu belirtti. Ancak bu güç artışı beraberinde bazı endişeleri de getiriyor.
En büyük endişelerden biri, enerji toplama modunda olan bir araç ile tam gaz giden bir araç arasındaki hız farkının ciddi şekilde artması. Russell, bu durumun kuru zeminde büyük bir sorun olmayacağını, ancak ıslak zeminde dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Islak zeminde doğal olarak daha fazla enerji toplandığı ve hızların düştüğü için bu farkın bir nebze dengeleneceğini de ekledi.
Kimi Antonelli, güç artışıyla birlikte sıralama turlarında bile “lift and coast” (gazdan erken çekip frenleme) tekniğinin gerekebileceğini, bunun da alışılmışın dışında bir durum olduğunu söyledi. “Elektrik motorundan çok daha fazla güç alıyoruz. Özellikle 350 km/s hıza ulaştığınızda ivmelenme çok sert oluyor. Tabii bu tüm düzlük boyunca sürmüyor, pistten piste değişiyor. Barcelona’da enerji kullanımı iyi, ancak Monza’da farklı bir tablo görebiliriz,” dedi.
“Piste göre, sıralama turlarında bile lift and coast gerekebilir. Batarya sürüş tarzına çok hassas, bu nedenle sürücünün girdilerine göre enerji dağıtımı değişebiliyor. Bu da büyük bir öğrenme süreci oldu. Ayrıca, daha fazla güçle birlikte lastik aşınması da artabilir, özellikle arka lastiklerde. Bu da yönetilmesi gereken bir başka önemli konu. Ayrıca bu yıl güç ünitesinde MGU-H olmadığı için turbo gecikmesi biraz daha hissediliyor. Takım bu konuda çok iyi bir iş çıkardı, ancak zaman zaman hafif bir gecikme hissedilebiliyor,” diye ekledi.
Barselona Testinden Geçiş İçin Olumlu Sinyaller
Yeni araçlarla ilgili en büyük beklentilerden biri, geçişlerin daha kolay hale gelmesi. Mercedes takım patronu Toto Wolff, yeni ve daha küçük araçlarla birlikte beklenmedik noktalarda geçişlerin mümkün olabileceğini ifade etti.
Russell, “Özellikle yüksek hızlı virajlarda takip etmek kesinlikle daha kolay. Çünkü daha az yere basma kuvveti var ve virajlardan daha yavaş geçiliyor, bu da doğal olarak daha az kirli hava oluşmasını sağlıyor,” dedi. “Yer etkili araçlarla yüksek hızlı virajlarda sürüş çok etkileyiciydi, ancak bu yeni araçlar virajlarda daha hafif ve yarış aracı gibi hissettiriyor. Önceki araçlar çok büyüktü ve virajlarda adeta otobüs kullanıyormuş gibi hissediyordunuz.”
Russell, yeni teknolojilerin sürücülerin geleneksel yeteneklerinin önüne geçmeyeceğini de vurguladı: “Test öncesinde aklımda, Formula E’de olduğu gibi aracı sürmek için bir mühendise mi ihtiyaç olacak sorusu vardı. Ancak beklediğimden daha sezgisel bir sürüş deneyimi oldu. Geçmişte de lastik yönetimi için pilotlar sıkça lift and coast yapıyordu. Bu, sürücülükten bir şey götürmüyor; sadece en verimli sürüş tarzı oluyor. Şimdi birkaç yeni detay var, ancak hâlâ virajlara mümkün olduğunca geç fren yapmak ve en yüksek hızı taşımak gerekiyor. En hızlı ve cesur pilot, pist üstü mücadelede yine öne çıkacak. Kokpitte bir mühendislik yarışı olacağını düşünmüyorum,” şeklinde konuştu.
trf1.net