Formula 1'in 2020 sezonunda takımların teknik düzeyde birbirleriyle mücadelelerindeki rekabet son seviyedeydi.
Formula 1’de sezon değerlendirmeye yılbaşından önce başlamış, ilk önce spot ışıklarının altındaki pilotları yazmıştım. Şimdi sıra mutfakta yemeği pişiren aşçılara, yani takımlara geldi. Sezonun en flaş beş takımını, güçlü yanları ve zayıf yanlarıyla kısaca sizin için yazdım.
Mercedes
W11, özellikle aerodinamik anlamda ve mekanik yol tutuş anlamında bir tasarım başarısıydı. Herkes genelde DAS sistemine odaklansa da asıl yenilik şanzımanda ve arka süspansiyondaydı. Arabanın aerodinamik başarısında, şanzımanın tasarımı kilit rol oynadı. Kurallar gereği, şanzımanın motora sabitlenmesinde maksimum altı tane M12 cıvata kullanılabiliyor. Mercedes mühendisleri, motor-şanzıman bağlantısını dört tane cıvatayla başarabildiği için arabanın arkası, rakiplerine göre daha inceydi. Rakiplerin fazladan cıvatalar için şanzıman gövdesine ekstra diş açma zorunlulukları nedeniyle şanzıman gövdeleri daha büyük tasarlanmıştı.
Mekanik yol tutuştaki başarı da yenilikçi arka süspansiyonun eseriydi. Yeni süspansiyonu anlamak için geçirdikleri süreçte, yavaş virajlarda Red Bull’un arkasında kaldılar.
W11’in güçsüz yanları da vardı. Kış testlerinde ortaya çıkan dayanıklılık sorunları, tüm Mercedes motorlu arabaları sezon boyunca takip etti. Eğer sezon 17 yarış yerine 21 yarış olsaydı, motor değişimi nedeniyle sıralama cezaları alacaklardı.
Red Bull
En büyük handikapları, Mercedes’ten 40 beygir kadar zayıf Honda motoruydu. Honda’nın alt devirlerde sürülebilirliği de Mercedes’ten kötüydü. Bunun yanı sıra Verstappen’ın “benzer” elektrik problemiyle üç defa yolda kalması, Honda’nın sorunları çözmekteki yavaşlığını da gösterdi.
Ancak Red Bull ile Mercedes’in arasındaki farkın tek nedeni Honda motoru değildi. Aerodinamik tasarımda high rake felsefesine takılı kalmaları da bence onları sınırlayan bir etken. Bu felsefe sonucu zaman zaman arabanın arkadaki dengesi zayıf. Arabayı sadece üst düzey bir pilot olan Verstappen kullanabilirken ikinci pilotlardan fayda sağlanamıyor.
Öte yandan Red Bull’un süspansiyon sistemi son derece iyiydi. Mercedes’e göre kısa dingil mesafesi ve süspansiyon geometrisinin başarısı, özellikle sezonun ilk yarışlarında onları yavaş virajların en hızlı arabası yaptı. Son yarışa getirdikleri ve onlara tur başına 0,3 saniye kazandıran arka kanat, hem son yarışı kazanmalarını sağladı hem de önümüzdeki yıl için bir umut ışığı oldu.
McLaren
McLaren, uyumlu çalışan insanların birbirini iyi tamamladığı bir ekip. Teknik patron Andreas Seidl’ın yıldızı, henüz Porsche yıllarında parlamıştı. LeMans yarışlarında, Porsche’nin takım patronu olarak pilotları Mark Webber, Timo Bernhard and Brendon Hartley ile şampiyonluk yaşamıştı. Mark Webber onun için, “O kesinlikle çalıştığım en iyi teknik patronlardan biri.” demişti. Vettel, 2016 yılından 2018 yılına kadar Seidl’ı Ferrari yönetimine defalarca önermiş, kabul görmemişti.
Sonuç olarak Seidl ismi, uzay boşluğundan bir anda düşen bir meteor değildi. McLaren’a 2019’da geçmesine rağmen onun ilk gerçek sınavı 2020’ydi. Çünkü ilk olarak 2020 arabasının geliştirmesinde doğrudan rol oynadı ve başarılı da oldu.
2021 sezonundan itibaren Mercedes motoru kullanacakları için arabalarını mümkün olduğunca Mercedes felsefesine yaklaştırmak istediler, özellikle de burun kısmını. Çok emek harcadıkları bu geliştirme çalışması sırasında bir süre yollarını kaybetseler de Seidl, “Bu güncellemeyi çalıştırmamız önümüzdeki sezon için çok önemli.” diyerek ısrar etti. Son yarışlardaki performansları, bu konuyu da çözdüklerini gösterdi. Gelecekleri parlak.
Renault
Takımlar sıralamasını Racing Point’in arkasında bitirmesine rağmen, Renault’nun yaptığı işi biraz daha fazla önemsedim. Çünkü Racing Point, hâlihazırda iyi bir araba olan W10’u temel alırken Renault, tasarımı kendisi yaptı.
Sezon ortasında getirdikleri taban ve difüzör güncellemeleri onlar için dönüm noktası oldu. Bu sayede geçen yılın iki katı puan toplamayı başardılar. Fakat yine de aynı motoru kullanan McLaren’ın gerisinde kalmaları, şasi anlamında yapmaları gereken çok şey olduğunun göstergesi.
Bu yıl yaşadıkları ve önümüzdeki yıl artacak iki önemli handikapları var. İlk handikapları, veri alışverişinde bulunabilecekleri bir B takımları yok. İkinci handikapları, önümüzdeki yıldan itibaren motor müşterileri kalmıyor. Bu da başka bir takımla, motorla ilgili de veri alışverişi yapamayacakları anlamına geliyor. Tüm rakiplerinin B takımları veya en azından veri alışverişi yaptıkları en az bir takım olduğunu düşünürsek handikapları önem kazanıyor.
Racing Point
Onları beşinci sıraya koymuş olmam, başarılarını küçümsediğim anlamı taşımamalı. Racing Point, diğer takımların aksine başarıya giden yolun, aynı Mercedes gibi, daha alçak tasarlanmış arka taraftan geçtiğine inandı. Ama yıllarca çalıştıkları ve tecrübe sahibi oldukları high rake tasarımdan, Mercedes’in tasarımına geçmek çok zorlu olacaktı. Onlar bu zorlukların etrafından dolaşmak amacıyla başarılı bir araba olan W10’u kopyaladılar ve onu anlamaya çalıştılar. Ve anladılar da. Özellikle Mugello GP’sine getirdikleri güncellemeler çok iyi çalıştı.
Sezon başındaki kopya tartışmaları nedeniyle bir süre dikkatleri dağıldı. Bu tartışmalar neticesinde 15 puanlarının silinmesi nedeniyle sezonu dördüncü bitirdiler. Olumlu yanı, dört podyumla kendileri açısından en iyi sezonlarını geçirdiler.
Fırat Keskin