Haas, 2026 için geliştirdiği VF-26 ile tamamen sıfırdan bir projeye girerken, ön kanadı sezonun kaderini belirleyecek en kritik unsurlardan biri olarak konumlandırıyor.
Haas, VF-26’yı tanıtarak 2026 Formula 1 kuralları için yürüttüğü uzun soluklu çalışmanın ilk somut sonucunu ortaya koydu.
Henüz nihai hâlinde olmasa da, aracın gelişim süreci birçok önemli detayı gözler önüne seriyor. Teknik direktör Andrea De Zordo, projenin hangi aşamalardan geçtiğini ve 2026’da fark yaratacak alanların neler olacağını ayrıntılarıyla anlattı.
"Buraya sadece yarışmak için gelmedik, mücadele etmek için buradayız." diyen De Zordo, Haas’ın son yıllarda izlediği büyüme yolunu sürdürmek istediğini net şekilde ortaya koydu.
2022’de orta grupta sürpriz yapan Haas, bu kez geçmişle hiçbir teknik devamlılık taşımayan, tamamen yeni bir araçla piste çıkmaya hazırlanıyor.
Bu büyük teknik devrime hazırlanmak için çalışmalar 2024’ün ortasında başladı. FIA’nın yeni kuralların ilk taslaklarını yayımlamasıyla birlikte tüm takımlar gibi Haas da personelinin bir bölümünü 2026 projesine yönlendirdi. O dönemde rüzgâr tüneli testleri yasak olduğu için çalışmalar ağırlıklı olarak simülasyon ortamında yürütüldü. Bu aşama keşif niteliğindeydi ancak projenin temelleri tam olarak bu dönemde atıldı.
De Zordo süreci şöyle özetledi: “2024’ün ikinci yarısında küçük bir ekiple yeni aracın temel konsepti üzerinde çalışmaya başladık. Bu ekip VF-25’in tanıtımına kadar aynı kaldı. Sonrasında ise kaynaklarımız giderek daha fazla 2026 programına kaydırıldı ve yaz arasından sonra geçiş tamamen tamamlandı.”
Haas, 2025 sezonu boyunca VF-25 üzerinde küçük bir ekiple çalışmayı sürdürdü. Bunun nedeni, şampiyonadaki sıralama mücadelesinin hâlâ önemli olmasıydı.
Ancak eş zamanlı olarak VF-26 için öncelikler belirleniyor ve yeni projenin büyümesi sağlanıyordu. Bugün tanıtılan araç bundan ötürü “ilk hâliyle” tanıtıldı ve testlerde, hatta sezonun ilk yarışlarında bile önemli güncellemeler yapılması bekleniyor.
Şasinin onaylanması, projenin ilk dönüm noktası oldu. De Zordo bu süreci “bir maraton” olarak tanımlarken, ilk şasinin test edilmesi ve nihai şasinin onaylanmasını projenin gerçek başlangıç noktası olarak gördüğünü vurguladı.
VF-26’da en kritik alanlardan biri ön kanat olacak. Yeni kurallar altında ön kanatlar hem felsefe hem de işlev açısından köklü biçimde değişiyor. Düzlüklerde sürtünmeyi azaltmak ve verimliliği artırmak için açılan kanatlar kullanılacak. Bu da ön kanadı, sezon boyunca en fazla geliştirilen parçalardan biri hâline getiriyor. Ön kanatla birlikte, yan hava yönlendiricileri ve arka taraftaki zemin ile difüzör de dengeyi sağlamak adına büyük önem taşıyor.
De Zordo, ön kanadın mekanizmasının tanımlanmasının da projedeki en hassas aşamalardan biri olduğunu belirtti. Haas’ın gösterdiği tasarımda, hareketli ön kanat mekanizması burnun altına gizlenmiş durumda ve tek bir bağlantı elemanı üzerinden flaplara etki ediyor.
Alanın dar olması ve aynı bölgenin çarpışma enerjisini de absorbe etmek zorunda kalması, bu mekanizmanın geliştirilmesini oldukça zorlaştırmış.
Ön kanat aynı zamanda ön lastiklerin etrafındaki hava akışını kontrol etmekte kilit rol oynuyor. Lastiklerin dönmesi, ciddi bir sürtünme ve türbülans kaynağı oluşturuyor. Kurallar dışa doğru hava yönlendirmeyi sınırlamış olsa da, mühendisler kanadın dış bölümleri ve taban plakaları üzerinden bu etkiyi mümkün olduğunca yönetmeye çalışıyor. VF-26 üzerinde görülen çözüm, bu alanda yalnızca bir başlangıç noktası olarak değerlendiriliyor.
2026 ile birlikte tur zamanının nereden geleceği de değişmiş durumda. De Zordo, simülatörde yapılan ilk değerlendirmelerde, kazancın çok farklı alanlardan geleceğini fark ettiklerini söylüyor. Bu durum, takımın doğru yönde ilerleyip ilerlemediğini anlaması açısından kritik bir test olmuş.
Yeni güç üniteleri de ilk yarışlarda ciddi farklar yaratabilecek bir diğer unsur. Elektrik gücünün çok daha baskın olduğu bu hibrit sistemlerin nasıl kullanılacağı, sezonun başında takımlar arasında büyük performans farkları doğurabilir. Ancak zamanla herkes en verimli kullanım şeklini öğrendiğinde, bu alandaki avantajlar birbirine yaklaşacak.
De Zordo’ya göre, bu noktadan sonra tekrar aerodinami ön plana çıkacak: “Yeni güç ünitesiyle başta kazanılacak çok şey olmayabilir ama yanlış yorumlanırsa çok şey kaybedilebilir. Onu anlamak ve en iyi şekilde kullanmak muhtemelen en kritik konu olacak. Zamanla enerji yönetimi konusundaki farklar azalacak ve asıl ayrışma yine aerodinamikten gelecektir.”
tr.motorsport.com