Bahreyn testleri yeni yönetmeliklerin getirdiği yaratıcılığın sahnesine dönüşürken, Ferrari'nin SF-26 üzerinde sergilediği teknik çözümler padokta tüm dikkatleri üzerine çekti.
Yeni kurallarla birlikte daralan arka kanat boyutlarını telafi etmek ve tabandan maksimum yere basma kuvveti elde etmek bu yıl her zamankinden daha kritik bir hal aldı.
Ferrari mühendisleri, yönetmeliklerin izin verdiği boyutları uç noktaya kadar kullanarak difüzörü, arka darbe yapısının yanlarına doğru uzanan merkezi eklentilerle genişletti.
Ancak Ferrari'yi rakiplerinden ayıran nokta, bu uzantının sadece varlığı değil, arka kanat desteğiyle kurduğu entegre yapı oldu.
Mercedes ve Williams gibi takımlar da benzer bir "uzatılmış difüzör" konseptini tercih etse de, Ferrari'nin çözümü çok daha sofistike bir yaklaşım sergiliyor.
SF-26’da difüzör, arka kanadı alt kısımdan sabitleyen yatay desteği içine alacak şekilde uzanarak tek bir gövde yapısı oluşturuyor. Rakip araçlarda bu uzantılar darbe yapısının orta yüksekliğinde son bulurken, Ferrari’de bu yapı arka kanat desteğine kadar kilitlenerek daha geniş bir yüzey alanı yaratıyor.
Ferrari'nin arka tasarımındaki bir diğer çarpıcı detay ise, darbe yapısının üst kısmına yerleştirilen iki küçük aerodinamik kanatçık.
Difüzör uzantısıyla fiziksel olarak birleşmeyen ve aralarında bir hava akışı boşluğu bırakan bu parçalar, aslında birbirleriyle tam bir sinerji içinde çalışacak şekilde tasarlanmış. Bu stratejik boşluk, hava akışını optimize ederek difüzörün verimliliğini artırmayı hedefliyor.
Red Bull gibi bazı takımlar arka bölümde fiziksel bir uzatma yerine farklı parçalar eklemeyi tercih ederken, Ferrari’nin bu cesur ve rafine tercihi, mühendislerin difüzör verimliliğine ne kadar odaklandığını kanıtlıyor.
Her aracın kendine özgü aerodinamik karakteri göz önüne alındığında bu çözümün her takımda aynı sonucu vermesi beklenmese de, Ferrari teknik ekibinin bu yıl "detayların gücüne" fazlasıyla güvendiği net bir şekilde görülüyor.
trf1.net