Çeyrek Asırlık Yolculuk: Fernando Alonso’nun F1’deki Dönüm Noktasının 25. Yılı
Yirmi beş yıl önce, İspanya Formula 1 dünyasında hâlâ sıra dışı bir ülke konumundaydı. 1950’li yıllarda ve 1968’den itibaren neredeyse kesintisiz olarak grand prix’lere ev sahipliği yapmış olsa da, henüz İspanyol bir pilotun adını üst sıralara yazdırdığı görülmemişti.
2001 sezonu öncesinde, bir İspanyol pilotun elde ettiği tek podyum, Alfonso de Portago’nun 1956 Britanya Grand Prix’sinde Peter Collins ile paylaştığı ikincilikti. O tarihe kadar 1.989 yarışta yalnızca bir podyum başarısı vardı. Ancak yüzyılın sonuna doğru, Kuzey İspanya’daki Oviedo’dan genç bir isim dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştı.
İlk Adımlar
Fernando Alonso, F1 aracıyla ilk deneyimini, 1999 Aralık ayında Jerez’de, Nissan EuroOpen şampiyonluğunu kazanmasının ödülü olarak yaşadı. Ardından 2000 sezonunda F3000’e adım attı. GP2 ve F2’nin henüz olmadığı o dönemde, F3000, genç pilotların tek koltuklu yarışlarda Formula 1’e geçişteki son basamağıydı. Alonso’dan önce bu serinin şampiyonları arasında Jean Alesi, Juan Pablo Montoya ve Nick Heidfeld gibi isimler bulunuyordu.
Alonso, 2000 F3000 sezonunu şampiyon olarak tamamlayamasa da, Spa’daki sezon finalinde elde ettiği etkileyici galibiyetle dikkatleri üzerine çekti ve Benetton’daki Michael Schumacher döneminin ardından yeni bir yıldız arayışında olan Flavio Briatore’nin radarına girdi. Briatore, Minardi takım patronu Paul Stoddart’ı ikna ederek Alonso’yu takıma kazandırdı ve bu transfer, 5 Şubat 2001’de, tam 25 yıl önce resmen duyuruldu.
O dönemde Alonso, 4 Mart 2001’de Melbourne’deki ilk yarışına çıktığında, grand prix tarihinde yarışa başlayan en genç üçüncü pilot oldu. Hatta bu yarıştan 31 gün sonra, aynı şehirde Oscar Piastri dünyaya geldi. Bugün hâlâ, Alonso 19 yaş, 7 ay ve 4 günle grand prix’ye başlayan en genç dokuzuncu pilot konumunda. Ancak Arvid Lindblad’ın 2026’da pistlere çıkmasıyla bu sıralamada bir basamak gerileyecek.
Minardi’nin arka sıralarda mücadele eden aracıyla Alonso puan alamadı ve takım arkadaşı Tarso Marques’in gerisinde kaldı. Ancak bu dönemde, tecrübeli gözler Alonso’nun farklı bir potansiyele sahip olduğunu net biçimde görüyordu.
İlk Sezonda İz Bırakan Performans
Alonso, ilk sezonunda pilotlar klasmanını 23. sırada tamamlarken, takım arkadaşı Marques 22. oldu. Alonso’nun en iyi derecesi Brezilya ve Kanada’da elde ettiği dokuzunculuktu. Almanya’da ise aracıyla 10. sıraya kadar yükselmeyi başardı. Ancak sıralama turlarında, Alonso takım arkadaşına karşı büyük bir üstünlük kurdu ve 12-2’lik bir skorla öne geçti; ardından Alex Yoong takıma katıldı.
Suzuka’daki sezon finalinde Alonso, Minardi’nin yetersiz kalan aracıyla 11. sıraya kadar tırmanarak dikkat çeken bir performans sergiledi. 2002 sezonunda ise Flavio Briatore yönetiminde Renault’nun test pilotu oldu.
2003 yılında pole pozisyonu kazanan ve Macaristan’da yarış galibiyeti elde ederek F1 tarihinin en genç yarış galibi unvanını alan Alonso, bu rekorunu daha sonra Charles Leclerc (Belçika 2019), Sebastian Vettel (İtalya 2008) ve Max Verstappen (İspanya 2016) gibi isimlere devretti.
İki dünya şampiyonluğu ile taçlanan kariyerinde, Alonso bugün hâlâ Formula 1’de mücadele ediyor. 425 grand prix startı ile bu alanda rekorun sahibi olan İspanyol pilot, 2026 sezonu sonunda bu sayıyı 449’a çıkaracak ve ilk kez Adrian Newey imzalı bir araca sahip olacak.
Pilotlar şampiyonlukları arasında en uzun süre farkı, Niki Lauda’nın 1977 ile 1984 yılları arasındaki yedi yıllık aralığıyla elinde bulunuyor. Alonso, bir kez daha dünya şampiyonu olursa, bu rekoru 20 yıla çıkararak tarihe geçecek. Bunu başarabilir mi? Bekleyip göreceğiz.
trf1.net