Ducati'nin ilk deneylerinden 2027'de yürürlüğe girecek yeni aero kurallarına kadar, kanatçıklar MotoGP'de devrim yarattı ve sürücülerin birbirlerine yaklaşımını değiştirdi.
MotoGP'de kanatçıklar, modern motosiklet tasarımının artık vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Günümüzde neredeyse hiçbir üretici, ön tarafa yerleştirilen bu aerodinamik kanatçıklar olmadan motosiklet üretmiyor.
Kanatçıklar ilk kez 2010’ların ortasında, özellikle 2015 yılında, Ducati'nin motosikletin ön kısmından dışarı doğru uzanan dikkat çekici gövde elemanlarını tanıtmasıyla sahneye çıktı. Küçük kanatları andıran bu parçaların amacı, yere basma kuvveti üreterek hızlanma sırasında motosikletin dengesini artırmaktı.
MotoGP motosikletleri giderek daha güçlü hale geldikçe, ön tekerleğin yerle temasını korumak zorlaşmaya başlamıştı. Kanatçıklar, ön tarafa ekstra basınç uygulayarak 'wheelie' oluşumunu engelliyor ve sürücülerin viraj çıkışlarında gazı daha erken açabilmesine imkân tanıyordu. Bu da rakiplere karşı net bir performans avantajı sağladı. Ancak başarı beraberinde eleştirileri de getirdi.
Kanatçıklar başlangıçta neden yasaklandı?
Bazı takımlar, aerodinamik geliştirme maliyetlerinin hızla artmasından şikâyet ederken; sürücüler ve yetkililer ise güvenlik endişelerini gündeme taşıdı. O dönemde kullanılan kanatçıklar, keskin karbon fiber parçalardan oluşuyordu ve kazalarda ya da yakın mücadelelerde ciddi yaralanmalara yol açma riski taşıyordu.
Bu endişeler üzerine FIM, 2016 yılında müdahale etti ve o dönemde motosikletten dışarı doğru çıkıntı yapan kanatçıkları yasakladı. Ancak güvenlik tek neden değildi. Yönetim organı, MotoGP'nin bütçesi yüksek takımların sürekli teknik yeniliklerle rakiplerinden kopacağı bir silahlanma yarışına dönüşmesini de istemiyordu.
Geri dönüş: Eklentiler yerine entegrasyon
Bu yasak, aerodinamik gelişimin sonu değil; aksine yeni bir dönemin başlangıcı oldu. 2017 sezonundan itibaren, aerodinamik unsurlar yeniden serbest bırakıldı, ancak önemli bir şartla: Kanatçıklar gövdeye entegre olmalı ve keskin, çıkıntılı parçalar oluşturmamalıydı.
Bu durum, tamamen yeni bir tasarım anlayışını doğurdu. Artık açıkça görülen kanatlar yerine, karmaşık kaporta şekilleri ve entegre hava kanallarına sahip, 'aerobody' olarak adlandırılan tasarımlar geliştirildi. Bu aerodinamik kaportaların FIM tarafından homologe edilmesi gerekiyordu ve her takım sezon boyunca yalnızca sınırlı sayıda farklı tasarım kullanabiliyordu.
Amaç, sürekli yeni aero parçalarının test edilmesini engelleyerek yenilik ile maliyet kontrolü arasında bir denge kurmaktı.
MotoGP'de kanatçıklar ne işe yarar?
Bu düzenlemelerle birlikte MotoGP aerodinamiğinde modern çağ başladı. Günümüzde motosikletlerde çok kademeli ön kanatçıklar, yan hava yönlendiriciler, difüzörler ve hatta salıncak üzerinde yer alan kanatçıklar bulunuyor.
Bu parçaların sağladığı avantajlar oldukça net: Frenleme sırasında daha fazla stabilite, yüksek hızlarda daha yumuşak sürüş karakteri, viraj çıkışlarında artan tutuş. Hava akışı, motosikletin sürüşün her aşamasında daha kontrol edilebilir olması için bilinçli şekilde yönlendiriliyor.
Dezavantajları
Ancak kanatçıkların dezavantajları da yok değil. Birçok sürücü, aerodinamiğin etkileyici tur zamanları sağlasa da yarış kalitesini olumsuz etkilediğini düşünüyor.
Kanatçıklar, öndeki motosikletin arkasında yoğun kirli hava oluşturuyor. Bu da takip eden sürücünün ön lastik üzerindeki basıncı kaybetmesine yol açıyor. Motosiklet dengesizleşirken, özellikle ön lastik basıncı hızla yükseliyor.
Bozulan hava akışı aynı zamanda soğutmayı da zorlaştırıyor ve tehlikeli basınç artışlarına neden olabiliyor. Tutuş azalıyor ve geçiş yapmak daha zor hale geliyor. Birçok sürücüye göre bu durum, MotoGP'nin klasik teker teker mücadelelerinin bir kısmını ortadan kaldırıyor.
2027'den itibaren yeni kurallar: Aero kısıtlamaları
FIM, 2027 teknik düzenlemelerini hazırlarken aerodinamikle ilgili kapsamlı değişikliklere gitti. Amaç, kanatçıkların ve kaporta tasarımlarının motosiklet davranışı üzerindeki etkisini azaltarak yakın yarışları kolaylaştırmak.
Yeni kurallarla birlikte; ön kaportanın maksimum genişliği 600 mm'den 550 mm'ye düşürülecek, burun kısmının en öndeki noktası yaklaşık 50 mm daha geriye alınacak, arka aerodinamik parçaların yüksekliği yaklaşık 10 cm azaltılacak, bu bölgede sezon başına yalnızca tek güncelleme yapılabilecek.
Bu önlemler, büyük ve geniş kanatçıkların sağladığı aerodinamik avantajı azaltmayı ve kirli hava etkisini minimuma indirmeyi hedefliyor.
Ayrıca, süspansiyonu geçici olarak alçaltarak sürüş yüksekliği cihazı ve holeshot sistemleri de 2027 itibarıyla tamamen yasaklanacak. Yeni kurallarla birlikte MotoGP'nin yeniden aerodinamikten çok sürücü yeteneğine dayanması amaçlanıyor.
tr.motorsport.com