play facebook twitter youtube rss instagram
Formula1 Sayın Misafirimiz, F1tr.com Platformuna Hoşgeldiniz. (Giriş YapınÜcretsiz Kayıt Olun)


#33 Max Verstappen
Sıra 1| Puanı 263
#44 Lewis Hamilton
Sıra 2| Puanı 257
#77 Valtteri Bottas
Sıra 3| Puanı 177
#4 Lando Norris
Sıra 4| Puanı 145
#11 Sergio Perez
Sıra 5| Puanı 135
#55 Carlos Sainz
Sıra 6| Puanı 117
#16 Charles Leclerc
Sıra 7| Puanı 116
#3 Daniel Ricciardo
Sıra 8| Puanı 95
#10 Pierre Gasly
Sıra 9| Puanı 74
#14 Fernando Alonso
Sıra 10| Puanı 58
#31 Esteban Ocon
Sıra 11| Puanı 46
#5 Sebastian Vettel
Sıra 12| Puanı 35
#18 Lance Stroll
Sıra 13| Puanı 26
#22 Yuki Tsunoda
Sıra 14| Puanı 18
#63 George Russell
Sıra 15| Puanı 16
#6 Nicholas Latifi
Sıra 16| Puanı 7
#7 Kimi Raikkonen
Sıra 17| Puanı 6
#99 Antonio Giovinazzi
Sıra 18| Puanı 1
#9 Nikita Mazepin
Sıra 19| Puanı 0
#47 Mick Schumacher
Sıra 20| Puanı 0
Mercedes | Sıra: 1
Puan:434, Galibiyet:6
Red Bull | Sıra: 2
Puan:398, Galibiyet:8
McLaren | Sıra: 3
Puan:240, Galibiyet:1
Ferrari | Sıra: 4
Puan:233, Galibiyet:0
Alpine F1 Team | Sıra: 5
Puan:104, Galibiyet:1
AlphaTauri | Sıra: 6
Puan:92, Galibiyet:0
Aston Martin | Sıra: 7
Puan:61, Galibiyet:0
Williams | Sıra: 8
Puan:23, Galibiyet:0
Alfa Romeo | Sıra: 9
Puan:7, Galibiyet:0
Haas F1 Team | Sıra: 10
Puan:0, Galibiyet:0
Formula1 Amerika GP 24 Ekim 2021

Yorum: 0 | Görüntüleme: 51
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Motor Sporları Özel röportaj: Ali Türkkan gözünü dünya şampiyonasına dikti
13-10-2021, 23:26
sadmin
Patron
KONU:
156,011
MESAJ:
496,208
F1 PUANI:
ÜYELİK:
02-03-2012
******
Pilot
Takım
C.Leclerc
C.Leclerc
Ferrari
Ferrari
E-posta Özel Mesaj Facebook Twitter

Son Haberler
Bilgiler ve Teknik Yenilikler
F1 pole tartışmasını ka...
Formula 1 Haberleri
Alesi: "Verstappen ve H...
WRC
2021 İspanya Rallisi: N...
Formula 1 Haberleri
Ralf: "Red Bull'un, hız...
Formula 1 Haberleri
Stroll: "Newey çok özel...

Yorum: #1
Özel röportaj: Ali Türkkan gözünü dünya şampiyonasına dikti

[Resim: 39713.5259a962.f1tr.com]

2021 Balkan Ralli Kupası'nda gençler kategorisinde zafere ulaşarak dikkatleri üzerine çeken Castrol Ford Team Türkiye pilotu Ali Türkkan, Motorsport.com Türkiye ekibinin ve motor sporları severlerin sorularını yanıtladı.

1999 doğumlu genç sporcu Ali Türkkan, aslında son yıllarda motor sporlarının parlayan yıldızlarından biri. Bu yıl başarılarına bir yenisini da ekleyen Ali, 2021 Balkan Ralli Kupası'nın gençler kategorisinde mutlu sona ulaşmayı başardı.

Bu, tarihi bir başarıydı çünkü gençler klasmanında, Türkiye'ye ilk uluslararası şampiyonluğunu kazandıran sporcu Ali oldu.

Biz de Motorsport.com Türkiye ekibi olarak Castrol Ford Team Türkiye garajına gittik ve Ali Türkkan'ın konuğu olduk.

Röportajımıza aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Kemal Şengül: Sözlerime öncelikle seni tebrik ederek başlamak istiyorum. Balkan Ralli Kupası'nda çok önemli bir başarı yakaladın, ki bunu çok genç yaşta yaptın. Bunun için seni tebrik ediyorum. Sezona ve başarına geçmeden önce, ilk sorum şu olacak; geçen yıl pandemi nedeniyle yarışlara ara vermek zorunda kaldın ve geri dönüşünde araca alışmak ve ralli dinamiklerine adapte olmak ne kadar vaktini aldı?

Ali Türkkan: "Şöyle, ben ralliye başladığımda FIAT Egea ile başladım. 2019'un sonunda Ford Fiesta R2'ye bindim. Benim şu anki otomobille çok benzer, neredeyse aynısı. Asfalt yarışı yaptım. Ardından pandemi patlayınca 2020'de hiç sürüş yapamadım. Sadece toprak zeminde Marmaris yarışı yaptım. Onda da sürekli lastik patladı ve mekanik arıza oldu. Yani orası biraz hayatta kalma mücadelesi gibi bir şey zaten. Öyle olunca ben 2019'un sonundan 2021'in başına kadar bu otomobili hiç asfaltta kullanamamış oldum. O yüzden ben de kendimden ne beklemem gerektiğini bilmiyordum. Sonuçta bunun yanında çok test de yapamadık. Takvim bir yayınlandı, bir iptal oldu. Biz de ne yapacağımızı bilemedik. Sokağa çıkma yasakları falan oldu. Sonunda beklediğimden çok daha hızlı bir adaptasyon oldu. 2019'un son yarışında çıkıp, sanki bir ay sonra otomobile binmiş gibiydim. Bodrum Rallisi'nde otomobili hiç yadırgamadım. Özellikle asfaltta otomobil kullanmak, özellikle pist kökenim olduğu için bana hiç yabancı değil, bu yüzden oldukça uzun bir araya rağmen çok hızlı adapte oldum."

Kemal Şengül: Yani geçmişteki pist kariyerinin burada senin için bir artı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Ali Türkkan: "Pistte çok kuvvetli otomobiller kullandım. Pist araçlarındaki beygirler, ralliye göre çok daha yüksek. Alt sınıflar bile 300-400 beygirlik otomobiller. Rallide bugün baktığınızda, WRC bile 380 beygir. Asfaltta bu kadar kuvvetli otomobillerle çok yüksek hızlara çıkmaya alışık olunca, rallide mesela yolların daha dar ve tehlikeli olması tabii ki bir etken fakat otomobille pilot arasındaki ilişki çok daha kolay oluyor. Yani bir sezon M4 kullandıktan sonra, ki M4 kullanması zor bir otomobildi, sonra Fiesta R4'e binmek, asfalt özelinde baktığımızda beni çok zorlamıyor. Sonuçta R4 daha yavaş bir otomobil, hem beygir olarak hem de yol tutuş anlamında pisttekilerden daha yavaş bir otomobil. Bu yüzden yüksek hızdan, nispeten biraz daha düşük bir hıza inmek otomobille aramdaki bağ anlamında benim işimi kolaylaştırdı."

[Resim: 39714.e0a6767a.f1tr.com]

Kemal Şengül: Şimdiye kadar uzun bir sezon oldu. Yılın geneline baktığında sezonu nasıl yorumlarsın?

Ali Türkkan: "Daha başlarında bile sezonun yapılıp yapılmayacağından emin olamıyorduk. İşte yine kapanma gelirse ne olur, yine iptal olur mu sezon, pandemi olursa ne olur gibi, sezon ortasına kadar kafamda hep bunlar vardı. Bir sonraki yarışa girmeden acaba bu yarış iptal olur mu, acaba vakalar patlar mı? Kafamda hep bunlar vardı. Artık bunu düşünmüyorum, bunu aştık. Sezon çok güzel başladı. Bodrum gibi bir yarışla başladı ki Bodrum çok güzel bir yarıştı. Hem Bodrum'da olması hem de güzel etapların seçilmesi nedeniyle çok keyifli bir yarış oldu. Ardından Eskişehir benim yine çok sevdiğim ve daha önceden yaptığım bir yarıştı. Orayı kazanınca ve aynı zamanda orası Balkan Kupası'na da puan verdiği için orada da birincilik puanı alınca, aslında böyle çift yollu başlamış oldu. Yani hem Türkiye şampiyonası hem de Balkan Ralli Kupası'na birincilik puanıyla başladım. Böyle olunca Türkiye Şampiyonası'nın yanında Balkan Ralli Şampiyonası'ndaki şampiyonluk iddiasını sürdürmek için orayı da takip edelim dedik. Şimdi zaten Türkiye Ralli Şampiyonası'nda yedi yarışlık bir sezona sahibiz. Testleri de hesaba kattığımızda on yarışlık bir zamana denk geliyor. Yanına bir de Balkan Şampiyonası'nı koyunca, 13-14 yarış oluyor. Bir anda takvim çok sıkıştı, aralar çok daraldı. Takvim daraldı yani ayda en az bir yarış yapar oldum ya da iki yarış yapar oldum. Böyle olunca da çok yoğun bir sezon oldu. Tabii ki yoğun olması benim bir avantaj. Sonuçta benim için ne kadar çok yarış o kadar çok tecrübe, başarı ve keyif demek. Sonuçta yarışmak için buradayız. Sezonun da sonuna gelmeden Balkan şampiyonu olup Türkiye şampiyonasında da lider olmak şuan benim için hakikaten çok güzel duygular, bu yüzden çok mutluyum. Sezon güzel başladı ve güzel gidiyor."

Kemal Şengül: Balkan Ralli Kupası'nın son metrelerini düşün. O an aklında tam olarak ne vardı ve bitiş çizgisini geçip, şampiyonluğu kazandığın tam olarak ne hissettin?

Ali Türkkan: "Son etaba geldiğinizde aslında iki tip durum var: Son etaba bir rakiple kafa kafaya gelmek ve 'etabı kazanan yarışı kazanır' gibi mantık var. Böyle olunca tabii ki hızlı gitmekten başka bir şey düşünülmüyor ama ben zaten ikincilik pozisyonundaydım ve arkamdaki beni geçecek gibi değildi. Bu yüzden son etaptaki tek amacım, o etabı düzgün bir şekilde bitirmekti. Böyle olunca da üstümde epey bir baskı oldu. Son etap özelinde hızlı gitmem konusunda bir beklenti yoktu ve bu yüzden kabul edilebilir bir hata marjım yoktu, yani hata yapsam, neden hata yaptığımı sorgulardım çünkü hızlı gitmem gerekmiyordu. Zaten ikinci sıradaydım. Aslında biraz heyecanlandım. Otomobili dinlemeye başladım, işte ses gelecek mi otomobilden, işte lastik patlarsa falan, böyle ufak düşünceler oldu. Son etap o yüzden diğerlerine nazaran biraz daha gergin oluyor geçiyor. Hani daha çok, etap içerisinde bir sonraki virajı değil de etabın sonuna ulaşmayı düşünüyor insan. Yani bende daha çok öyle oldu. Fakat sonunda ralliyi bitirince o duygu boşalması vs. olmadı. Çünkü ralli hani pist gibi değil. Pistte damalı bayrağın altından geçince yarış bitiyor. Bir tur daha atıp pite geliyorsun. Rallide şimdi etabı bitiriyorsun, normal etaptan servis alanına gitmeniz gerekiyor, karne vermeniz gerekiyor, podyuma gitmen gerekiyor. Aslında orada kaybedilebilecek çok fazla şey var. Normal etapta başıma bir şey gelse, belki servise yetişemeyeceğim, bir dakika ceza alacağım ya da yarışı kaybedeceğim. Yani etap bittiğinde 'oh bitti' diyemiyorum şahsen. Çünkü hâlâ bir sürü şey yapmak gerekiyor."

[Resim: 39715.498d393a.f1tr.com]

Kemal Şengül: Şampiyon olmak için seride istikrarlı ve dominant olmak gerekiyor, bu uzun bir yolculuk. Fiziksel ve mental olarak bu yolculuğu biraz anlatır mısın?

Ali Türkkan: "Bence fiziksel tarafı daha kolay, fiziksel tarafı herkes için yönetilebilir çünkü fiziksel tarafın reçetesi belli. Yani insan vücudunda fizyolojik olarak ne yapılması gerektiği belli. Otomobili kullanıyorken hangi kaslar çalışıyor vs. bu konular çok zor değil ama mental olarak herkesin yaşadığı hayat, aile yapısı, sosyal çevresi ve buraya ne şartlarda geldiği çok belirleyici. Bu yüzden bunlar içerisinde kaybolmamak ve aslında nasıl bir sezon olursa olsun nasıl yaşanmışlıklar, nasıl imkanlarla oraya gelirsek gelelim o kaskı taktınız mı tek bir şey düşünmeniz lazım: Bir etabın başından sonuna nasıl giderim. Etabı içinde kendimi ne kadar konsantre bulabilirsem, diğer etkenlerden ne kadar uzaklaşabilirsem benim için o kadar iyi. Ben bunu da çok şükür yapabiliyorum. Yani ya da bana mı öyle geliyor bilmiyorum! Yapıyor gibiyim. Yarış hafta sonunda kaskı taktığım zaman başka hiçbir şeyi düşünmüyorum. Yani aklıma gelmiyor. Tek odak noktam yarış oluyor. Bu yüzden benim için mental hazırlık süreci zor olmuyor. Hani yarıştan önce biraz heyecan oluyor ama heyecan olmayan yarışlar da oluyor. Heyecan olmayınca da hızım düşüyor. Yani bir heyecan, gerginlik ve baskı olmak zorunda. Bu baskı olmadığı zaman konsantre olmakta daha fazla zorlanıyorum. Bunu fark ettim. Yani biri çıkıp da bana 'bu yarış ne yaparsan yap önemli değil, kaçıncı olduğun önemli değil, sadece bitir' dediği zaman konsantre olamıyorum. Fakat işte Serdar (Bostancı) abi gelip 'bu etabı kazan bu yarışı kazan' dediği vakit, işte o zaman performansımı ortaya koyabiliyorum."

Kemal Şengül: Pist yarışlarında bir geçmişin var. Ralliye geçme kararı aldığın zaman, bu tarz başarılar elde edebileceğini düşünüyor muydun?

Ali Türkkan: "Elbette düşünüyordum, hatta pistteki başarılarımın çok daha büyüklerini başarmak için ralliye geçtim. Yani ralliye geçme hikayem aslında, hani pistten sıkıldım biraz da toprakta araç kullanayım gibi bir şey değildi. Pist yarışlarındaki yolum, pist yarışlarının geleceği, Türkiye'deki pist yarışlarının durumu, benim durumum, yani her şeyi kıyasladığımda, aynı zamanda Yağız (Avcı) abinin de bana o sırada bir ralli, yani dünya ralli pilotu yetiştirme teklifiyle gelmesiyle, her şey paralel şekilde gelişti ve ralliye geçtim. Aslında bu bir branş tercihi değildi, başarıya giden bir yolun tercihini yaptım. Burada önümün daha açık olduğunu gördüm. Beni Avrupa şampiyonluğuna, dünya şampiyonluğuna ulaştırabilecek yolun ralli olduğunu düşündüm. Bu yüzden onu seçtim. Altında yatan neden bu. İki branşın da ismi önemsizdi benim için. İkisi de başarıya giden yollardı. Ben hangisinde başarıya daha yakın olduğumu, daha ulaşılabilir olduğunu hissettiysem onu seçtim ve bu da ralliydi."

[Resim: 39716.716e62e3.f1tr.com]

Kemal Şengül: Peki yeteneklerinin pist yarışlarına kıyasla ralliye daha uygun olduğunu mu düşünüyorsun?

Ali Türkkan: "Bunu ben de ara sıra düşünüyorum. Sanki benim otomobil kullanma tarzım piste daha yakın geliyordu. Rallide daha fazla değişken şart var. Ben de değişken şartlara çok ayak uyduramayabilirmişim gibi geliyordu, hani belli bir şartta belki de çok hızlı olabilirim, ama işte bir viraj kaygan, bir viraj iyi olduğu zaman o kadar hızlı gidemezmişim gibi geliyordu. Fakat işin içine girdiğim zaman şunu fark ettim: Sanki rallinin o bilinmezliği ve neyin nereden çıkacağının belli olmaması, aynı zamanda zorlayıcı şartları bana pistten daha uygun gibi geliyor. Şimdilik durum bu."

Kemal Şengül: Castrol Ford Team Türkiye gibi büyük takımın desteğine sahipsin. Yakaladığın başarıları böyle büyük bir takımın çatısı altında kazanmış olmak sana neler hissettiriyor, nasıl bir duygu? Sonuçta etrafında efsaneler var, burada bir sürü kupa var.

Ali Türkkan: "Elbette en büyük his güven hissi. Şu anda baktığın zaman işte, mesela ben Sırbistan'da ikinci oldum ama belki burada (garajda) Serdar Bostancı'nın 1980 Sırbistan Rallisi'nde kazandığı birincilik kupası var. Sırbistan'ın doğası, o etaplar, yurtdışı yarış tecrübesi, yani 40 yıldır Sırbistan'a giden bir takım, Bulgaristan'a giden bir takım, dünyanın her yerine giden bir takımdayım. Bu yüzden bana bu güveni sağlaması, sadece ekonomik kısımdan bahsetmiyorum, takımın geçmişine baktığımızda, benim gitmek istediğim yerlerde yer almış durumdalar. Benim dünya şampiyonluğu, Avrupa şampiyonluğu hedeflerim var ve bu takım, zaten Avrupa şampiyonu olmuş bir takım. Aynı zamanda dünya şampiyonasında da yarışmış durumdalar. Balkan Ralli Şampiyonası'nda da yarışmış ve her gittiğim yerde, takımın tecrübe, bilgi ve birikiminin olması, takımın daha önce burada yarışmış olması, hem Serdar abinin hem Murat abinin burada mücadele etmesi bana büyük bir güven veriyor. Bu çatı altında olmanın en büyük artısı bana göre bu."

[Resim: 39717.fbb20faf.f1tr.com]

Kemal Şengül: Yarıştığın Ford Fiesta ralli aracında, seni en çok etkileyen şey tam olarak nedir? En çok hangi özelliği hoşuna gidiyor?

Ali Türkkan: "Önden bakınca tatlı fareye benziyor. Ben en çok bu özelliğini seviyorum! Bunun ötesinde kullanması kolay bir otomobil değil. Önden çeker bir otomobil için çok kuvvetli. Ayrıca 1 litre ve 3 silindir olmasından dolayı turboyla yürüyen bir otomobil. Bu güç, işte rallide de bahsettiğim o bilinmez şartların içerisinde dezavantaj olabiliyor. Bir virajda toprak veya mıcır olduğu zaman, bu gücü önden çeker bir otomobilde kullanması zorlayıcı olabiliyor. O yüzden bayılarak anlatabileceğim bir özelliği yok, ki ben de çok önden çeker bir otomobil kullanmayı seven bir karakter değilim. Biraz bundan da kaynaklanıyor. Fakat iyi bir özellik saymam gerekirse, gücünü söyleyebilirim. Gerçekten çok güçlü bir otomobil.

Kemal Şengül: Az önce sürüş stilinden de bahsettin ama merak ettiğim bir şey var: Her ralli pilotunun bir sürüş tarzı olduğu biliniyor. Sen kendi sürüş tarzın hakkında neler söylemek istersin?

Ali Türkkan: "Genelde otomobili ve lastikleri çok yormayan bir sürüş stilim var. Bunu ben kendim kullanırken hissediyorum, bilinçli yapmıyorum. Bu bir refleks gibi, sürüş tarzı, kendi kendine oluşan bir şey. Servis alanına geldiğim zaman, lastiklere baktığımızda, otomobile baktığımızda belki diğer pilotlardan daha hızlı olmama rağmen daha iyi lastiklerle geliyorum, bu da epey insanı şaşırtıyor. Benim sürüş tarzım biraz bu yönde. Gittikçe de şekilleniyor, rallide de hâlâ amatör diyemem ama daha hâlâ öğrenme yıllarımdayım ve bu öğrenme yılları zaten 4-5 yıl bitmez çünkü otomobili öğrensem bile belki seneye başka bir otomobile geçeceğim, İstanbul Rallisi'ni öğrensem, belki seneye Kanarya Adaları'na gideceğim, o yüzden rallide öğrenme hiç bitmiyor ve ben bu sürecin daha çok başındayım. Öğrenmeyle paralel sürüş tarzımda değişiklik yapmam ve zamanla eklemeler çıkarmalar yapmam gerekecek."

[Resim: 39718.a2922d4e.f1tr.com]

Kemal Şengül: Biraz kişisel bir soru olacak: Başarılı bir günün ardından eve gittiğinde neler hissediyorsun? Aynı zamanda başarısız bir günün ardından kendini nasıl motive ediyorsun?

Ali Türkkan: "Başarısızlığa göre çok değişiyor. Hitit Rallisi'nde mesela mekanik bir arıza ile yolda kaldık. Benim tamamen kontrolüm dışında gelişen bir durumdu. Bunun için üzülmedim demeyim ama hani önüme bakmam çok daha kolay oldu. Çünkü oturup düşündüğüm zaman benim hatamdan kaynaklı değil ya da benim eksikliğinden kaynaklı değil, sonuçta tamamen şanssızlıktı. Bu yüzden yoluma çok daha rahat devam edebilirim. Fakat benim yapmadığım bir şeyden kaynaklıysa, mesela hafta içi garaja gelip, bir şeyin antrenmanı yapmam gerekiyordur ve ben de o hafta içi oraya gelmemişimdir, yarışta da bu durum başıma gelmiştir, bu yüzden de yarışı kaybetmişimdir, yani benden kaynaklanan böyle bir şey varsa veya biraz daha hızlı gideyim derken amatörce, bana yakışmayan bir hata yaptıysam ve yarış dışı kaldıysam, o zaman çok üzülürüm. Bu benim ciddiyetimi ve motivasyonumu artırır. Bugüne kadar hiç böyle büyük bir şey, yani kendimi yıpratacağım ya da kendime yükleneceğim bir hata yapmadım, yaparsam da ne kadar çabuk önüme bakarsam o kadar iyi olur. Bu gerçeği unutmadan, duygusal tarafımı mümkün olduğunca köreltmeye çalışıyorum, bir makine gibi olmaya çalışıyorum ki hata yapmayım. Çünkü duygusallık da insana hata yaptırıyor. Bu yüzden bu konuda biraz rahatım sanki. Çünkü hatalar, kazalar ve mekanik problemler bu sporun doğasında var, ki zaten öyle. Bende etaba bunları bilerek başlıyorum. Etabın içerisinde kaza yapabilirim, otomobil bozulabilir, önüme inek çıkabilir, yani tüm bunları kabul ederek başlayınca ve bunları yaşayınca, o zaman kabullenmek daha kolay oluyor."

Kemal Şengül: Şimdi etrafındaki insanlara gelelim: Hepsi önemli isimler. Murat Bostancı var, Serdar Bostancı var. Her ikisi de deneyimli ve efsane diyebileceğimiz isimler. Burada onlarla birlikte çalışıyorsun. Onların sana verdiği en önemli tavsiye ne oldu?

Ali Türkkan: "En önemli tavsiye olarak bir tane seçemem. Mesela Bulgaristan'a gidiyorduk, Murat abi gelmemişti ama Onur (Vatansever) abi vardı. Daha önce yaşadıklarını anlattı. Mesela Sırbistan'a giderken, Murat abi ve Onur abi ile beraberdik. Onlar o yarışı daha önce kazanmıştı. Bana anılarından bahsettiler. Bu böyle sürekli devam ediyor. Hani yarışa gidersek gidelim, Onur abi 'şu yarışta şu virajda uçmuştuk Murat hatırlıyor musun?' diyor, Murat abi 'evet işte şu şu vardı, burada inek çıkmıştı, işte şu etaptan şu etaba giderken kırmızı ışıklar çok uzun, hızlı gitmek lazım' gibi şeyler söylüyor. Bunlar ufak tefek şeyler fakat yarışın içerisindeki stres anında o kadar önemli oluyor ki, özellikle yaptıkları hataları bilmek çok önemli. Sonuçta öğrenmenin en büyük bedeli hata yapmak, Murat abi bir virajda uçtuysa, bana 'Ali şu virajın şu kilometresinde dikkat et çünkü kayıyor' diyorsa, ben de gidip o virajda uçuyorsam, o zaman biz ne şampiyon olabiliriz ne başka bir şey yapabiliriz. Yani bir önceki jenerasyonun, abilerimin yaptığı hataları yapmamalıyım ki boynuz kulağı geçsin! Buradaki matematik böyle çalışıyor. Hem Murat abi hem de Onur abi benim için, başarılarımda en önemli rolü oynayacak kişiler diyebilirim. Sahadaki başarımda en önemli rolü oynayacak iki kişi Onur abi ve Murat abi olacak."

[Resim: 39719.fb2a7d40.f1tr.com]

Kemal Şengül: Serdar Bostancı hakkında neler söylemek istersin?

Ali Türkkan: "Sahada lafını bu yüzden kullandım. Serdar abi tam sahada değil, sahanın biraz daha dışında. Serdar abi aslında her yerde. Bu garajın gerçekten her noktasında o var, mesela otomobilin civatasından, yarış otomobilinin oraya nasıl gideceği, otel rezervasyonundan hangi etabın ne kadar kaydığına kadar her şeyi biliyor. Serdar abinin olmadığı bir nokta yok bu garajda. Onun yeri bambaşka. Bir kere şu an ben onun pilotuyum ve başarılara beraber koşuyoruz. Castrol Ford Team Türkiye tabir ettiğimiz yapılanma, aslında Serdar Bostancı. Bu yüzden çok da aslında söyleyecek bir şey yok, her şey ortada. Başarılara Serdar abi ile beraber koşuyoruz. Tüm bu başarılarda belki son etabı kazanıp, yarışı kazanıp, kupayı kaldıran kişi ben gibi görünsem de, aslında bu başarının pek çok mimarı var. Bunlardan en büyüğü de Serdar Bostancı."

Kemal Şengül: Sosyal medya hesaplarından gördüğümüz kadarıyla Murat Bostancı ve Onur Vatansever'le beraber çok eğlenceli bir ekipsiniz. Bu isimlerle çalışmak senin motivasyonunu artırıyor mu?

Ali Türkkan: "Dışarıdan çok kurumsal, herkesin tıkır tıkır saat gibi çalıştığı, makine gibi çalıştığı bir yeriz ama içine girdiğim zaman, bunun yanı sıra, bu sistemin ve düzenin, makinanın yanı sıra sıcak bir aile ortamı olduğunu fark ettim. Tabii ki bu, dışarıdan görünmüyor. Bunun için önce içerisinde olmak ve burada belli bir süre geçirmek gerekiyor. Bu aile ortamını paylaşmak, bence başarıda çok büyük bir rol oynuyor. Herkes işini en iyi şekilde yapıyor ama bazen bu, yeterli olmuyor. Bazen bir sinerji yakalamak gerekiyor. İçerideki bu aura, bu ortam son derece iyi. Motivasyon çok yüksek. Bu aile ortamı, sen de fark etmişsindir garaj çok sıcak, insanların yüzü çok güler mesela, hiç somurtan birisini göremezsin!"

[Resim: 39720.599932eb.f1tr.com]

Kemal Şengül: Gelecek yıl ve sonrası için kendine hem Türkiye'de hem de yurt dışı anlamında ne gibi hedefler koydun?

Ali Türkkan: "Şimdi bu seneden bahsedecek olursam bu seneye başladığımızda aslında iki tane hedefimiz vardı: Biri Avrupa Ralli Kupası'nı kazanmak, diğeri Türkiye Ralli Şampiyonası. Avrupa Ralli Kupası'na gitmenin bileti, Balkan Ralli Kupası'nda puan almaktan geçiyordu. Tabii ki doğal olarak da Eskişehir'e ek olarak Bulgaristan yarışlarına katıldık. İkisinden de çok yüksek puan alınca, Sırbistan'a da gidip şampiyon olduk. Aslında yolculuğa çıkış sebebimiz doğrudan Balkan şampiyonu olmak değildi ama çok yüksek puanlar alıp, bu iki yarışı yüksek başarılarla tamamlayınca, Balkanı şampiyonu olmak için hareket ettik ve bunu başardık. Şimdi önümüzde iki hedef kaldı: Biri Avrupa Ralli Kupası'nı kazanmak, ki bu da Kasım'ın ilk haftasında Almanya'da olacak, ikinci hedef ise Türkiye Ralli Şampiyonası'nda kendi kategorimizde, yani iki çeker ve gençleri kazanmak. Bundan sonrasını ise şöyle yorumluyorum: Bu, eğer üç veya dört adımlı bir yolsa, ilki Türkiye şampiyonası, ikincisi Balkan şampiyonası, üçüncüsü Avrupa şampiyonası ve dördüncüsü ise dünya şampiyonası. Ben şu anda bu adamlardan birini attım. Kısmet olursa Türkiye şampiyonası ile ikinci adımı da atacağım. Seneye de geriye Avrupa şampiyonası veya dünya şampiyonası kalıyor."

Kemal Şengül: Biz, basın olarak ülkemizde motor sporlarına olan ilginin arttığını görebiliyoruz. Sence bu, neyden kaynaklanıyor?

Ali Türkkan: "Neyden kaynaklandığı tam olarak kestiremiyorum ama arttığını kesinlikle ben de hissediyorum. Tahminim şu: Eskiden uluslararası arenada bu kadar çok Türk sporcu yoktu. Şimdi Toprak var, Ayhancan var, motosiklet tarafı zaten uçmuş durumda. Şu an otomobil tarafında bir sürü sürücü ve sürücü adayı var. Başarı geliyor. Yurt dışında ülkemizin bayrağını dalgalandırıyoruz. Yurtdışında şampiyonluklar geliyor. Bu da insanların hem milli duygularını hem de bilinirlik olarak, marka değeri olarak, prestij olarak, otomobil sporlarının değerini yükseltiyor. Sporu hem markalar hem de sporcular yükseltebilir. Şu anda hem markalar hem de sporcular, Türk otomobil sporlarında daha fazla var olmaya başladı, hatta başarılı şekilde var olmaya başladı. En büyük etken bu olabilir. Kesinlikle katılıyorum, bence ilgi artıyor."

[Resim: 39721.2366f816.f1tr.com]

Kemal Şengül: Peki Ayhancan Güven olsun, Toprak Razgatlıoğlu olsun, onları takip ediyor musun?

Ali Türkkan: "Tabii ki ediyorum. Türk sporcuların yarışlarını fırsat buldukça kaçırmamaya çalışıyorum. Özellikle Ayhancan'ın, Toprak'ın... Mesela Toprak çok heyecanlı bir sezon geçiriyor. Ayhancan da öyle. Fakat tek yarış özelinde baktığımda en heyecanla takip ettiğim Deniz Öncü oluyor. Çünkü Moto3'te böyle tek turda on sıra falan değişiyor. Birinci, onuncu oluyor, 15. oluyor. Son turda oradan gelip yarışı kazanıyor. Heyecan hiç bitmiyor. Bu yüzden en severek izlediğim, en heyecanla izlediğim Deniz oluyor."

Kemal Şengül: WRC'ye baktığında, hem şimdi hem de geçmişte yarışan sürücüler arasında en beğendin sürücü hangisi?

Ali Türkkan: "Hem kendime en yakın hem de aslında biraz örnek aldığım isim Sebastien Ogier olur. İstikrarı, hızı, bu hızın yanında hata yapmayışı, aynı zamanda da otomobili aklıyla kullanması, yani kaçıncı olması gerektiğini ne kadar zorlaması gerektiğini çok iyi bilen birisi. Ne zaman ne yapması gerektiğini biliyor. Bu sayede defalarca kez şampiyon oldu. Bunu hâlâ gösteriyor. Hiçbir zaman duygularına, egosuna mağlup olmuyor. Bu, şampiyon olana kadar kolaydır. Şampiyon olana kadar insanların sizden bir beklentisi yoktur. Bir kere şampiyon olmuş bir pilot geçildiğinde, buna olabilir gözüyle bakılır ama yedi kez dünya şampiyonu olmuş bir pilot olarak geçilmek, daha zorunuza gider, insanlar hakkınızda konuşurlar. Bir pilotun hanesinde ne kadar çok başarı varsa, en ufak hatasında o kadar çok eleştiri gelir ama Ogier buna hiçbir zaman mağlup olmuyor. Gerektiği zaman ikinci, üçüncü veya beşinci oluyor. Fakat kaza yapmıyor, hep puan topluyor. Belki sezonun yıldızı Ogier olmuyor ama sezon sonunda şampiyon değişmiyor. Bu yüzden onu örnek alıyorum. Hiç duygularını işin içine katmıyor. Hep yapması gerekeni en doğru şekilde yapıyor ve az hata yapıp sezon sonunda şampiyon olmayı bir şekilde öyle ya da böyle başarıyor."

[Resim: 39722.e843b0e9.f1tr.com]

Kemal Şengül: Formula 1'i takip ediyor musun? Peki orada sevdiğin bir pilot var mı?

Ali Türkkan: "Hamilton'ı seviyorum. En başta tavırlarından vs. hoşlanmasam da başarılarıyla, hayat hikayesiyle falan hoşuma gitmeye başladı. Verstappen yine öyle. Çok başarılı ve hırslı bir pilot. Fakat mesela idol anlamında baktığımızda, Verstappen çok genç biri, benim için öyle biri olmayabilir. Geçen yarış Monza'da Hamilton'la çarpıştıktan sonra hiç Hamilton'a bile bakmayıp, arkasını dönüp gitmesi, bence yanlış bir hareketti. Elbette orada bir savaş var ama bir otomobil diğerinin üzerine çıkıyor ve her ne kadar bir şampiyonluk savaşı olsa da, yani ucunda ne olursa olsun, yanına gidip 'iyi misin?' diye bakmak gerekiyor. Yani baktığımda tüm pilotlar ufak tefek hatalar yapıyorlar. O yüzden hiç kimseye 'şu pilot benim idolümdür' diyemiyorum. Hep bir kusur buluyorum bir şekilde."

Kemal Şengül: Geçmişten bu yana hep Michael Schumacher ve Ayrton Senna kıyaslaması yapılır. Kazandığı başarılarla pek çok kişi buna Lewis Hamilton'ı da ekledi. Sen bir takım patronu olsan hangisini seçerdin? Bir taraftar olarak hangisini seviyorsun?

Ali Türkkan: "Patron olsam ve bu üçlüden birini aracıma bindirecek olsam Schumacher'i seçerdim. Taraftar olarak da bilemiyorum. Hamilton çok gösterişli bir hayat yaşıyor. Senna'nın zamanında sosyal medya yoktu. Belki Senna da çok gösterişli bir hayat yaşadı fakat bunun ne kadarı bize yansıtıldı? Şu an Hamilton ne yapsa haber oluyor. Belki Senna'yı da bu kadar derinlemesine yaşayabilseydik, onu da herkesten daha etkileyici veya tam tersi şekilde görebilirdik. Yani sonuç olarak evet, geleneksel davranıp Senna derdim."

[Resim: 39723.51e90402.f1tr.com]

Kemal Şengül: Verstappen ve Hamilton arasında güçlü bir şampiyonluk savaşı var ve çok yakın geçiyor. Sen ikili arasında kimi favori olarak görüyorsun?

Ali Türkkan: "Verstappen ilk kez şampiyonluk için savaşıyor. Bunun baskısı ayrı, heyecanı ayrı. Hamilton ise defalarca kez bunu yaşadı. Bu açıdan şampiyonluk temposu olarak bir adım daha önde. Verstappen ise yaşı ve yeteneğiyle beraber bir adım önde gibi. Bence daha yetenekli ve daha istekli. Kim şampiyonluğu daha çok istiyor diye bakarsak, sanki Verstappen biraz daha çok istiyor gibi geliyor. Hamilton'da, son iki senede gözlemlediğim şey, birden fazla şampiyonluk kazanmış pilotlarda olduğu gibi, artık hayatta başka şeylere yönelme eğilimini görüyorum. İşte vegan oldu, çevre kirliliğine karşı savaş açtı, ırkçılığa savaş açtı, yani bir sporcudan çok halk kahramanı olma yönünde. Bu nedenle de galibiyete olan, sportif başarıya olan arzusu ister istemez azaldı gibi geliyor. Hayatta başka şeylere yöneldi gibi. Bu nedenle Verstappen kazanmayı çok daha fazla istiyor. Fakat işte Hamilton'ın da tecrübesi var. O yüzden ikisi de net şekilde favori değil. İkisinin de artıları ve eksileri şu anda dengede. Yine de bana Hamilton yakın geliyor."

Kemal Şengül: Tekrar ralliye dönelim. Ralli araları, gelecek özellikle WRC tarafında değişecek. Sporun gittiği yönü nasıl değerlendiriyorsun?

Ali Türkkan: "Hem ralli hem Formula 1, sokaktaki otomobillere öncü olmuştur. Önce sporda denenir teknolojiler, sonra sokaktaki otomobillere gelir. Bu noktada rallinin teknolojiye ayak uydurması ve teknolojiyi takip etmesi güzel. Fakat ralli biraz daha geleneksel bir spor, hem izleyici kitlesi, hem de sporcuların yaşantıları vs., ralli hâlâ 80'lerde aslında, ralli hâlâ Group B döneminde. Hem izleyenler hem yayın olsun hem WRC kuruluşunun dışarıya verdiği imaj olsun durum bu. Oysa bence Formula 1, popüler kültürün oyuncağı oldu. Netflix serileri olsun, Formula 1 pilotlarının Twitch yayınları açması olsun, o popüler kültüre meze oldular. Bence ralli hiçbir zaman böyle olmadı, ralli pilotları hep daha az gösterişli oldu. Ralli hep daha safkan bir spor olarak kaldı. Ben bu yüzden bu hibrit olayının ralliye gelmesi konusunda çok iyimser değilim. Çünkü sporun ruhunu biraz kaybettirebileceğini düşünüyorum. O geleneksel bakış açısını ve duruşunu biraz bozabileceğini düşünüyorum. Fakat mecburlar çünkü markalar otomobil satmak için bu işin içerisindeler. Hem sporu seviyorlar hem de tabii ki ticari kaygı var. Bunun ticari başarıya dönüşmesi gerekiyor. Bu yüzden markalar da bunu yapmak zorundalar. Bu yüzden böyle arada derede bir durum oluyor maalesef!"

[Resim: 39724.446676ff.f1tr.com]

Kemal Şengül: İnsanlar senin kişisel hayatını da merak ediyorlar. Hatta ben de merak etmişimdir. Yarışla beraber okul hayatı nasıl gidiyor? İkisini paralel şekilde götürebiliyor musun?

Ali Türkkan: "Ben götürdüm. Fakat nasıl götürdüm? İnsanın hayatının bir noktasında bir seçim yapması gerekiyor. Spor mu yoksa akademik kariyer veya sanat mı veya başka şeyler mi? Benim de sporla eğitim hayatı arasında bir tercih yapmam gerekti. Ben ne siyah seçimi yaptım ne beyaz seçimi. Spor kariyerimi her zaman en ön plana koydum ama bunun yanında da eğitim hayatımı elimin tersiyle itmek istemedim. Üniversitede okumak istiyordum, yarış kariyerim bu kadar ilerlemeden önce pilot olmak istiyordum. Fakat hem sportif kariyer hem de pilotaj eğitimini bir arada götürmem mümkün değildi. Bu yüzden ben de havacılık yönetimi bölümünü okudum. Okula da sportif bir kariyerimi olduğunu ve bunları paralel şekilde yöneteceğimi paylaştım. Bana sağ olsunlar, özellikle ilk iki senede yardımcı oldular. Bu süreçte kendimden bir şeyler verdim, mesela dinleneceğim vakti okul işleriyle uğraşarak harcadım. İki işte çalışıyor gibi oldum. Dört sene biraz dişimi sıktım ama geçen sene mezun oldum. Hem de dört senelik üniversiteyi, dört senede bitirerek mezun oldum. Biraz zaman sıkıntısı oldu. Çakışmalardan kaynaklı küçük çaplı bazı gerginlikler oldu ama bir şekilde yönettim. Bundaki tabii ki en büyük etken sporu ön plana koyup, sporumla beraber okuyabileceğim bir bölüm seçmem oldu. Mesela tutup da inşaat mühendisliği seçseydim, mimarlık seçseydim, bu mümkün olmazdı. Fakat ben pilot olmak istiyordum, bununla bağlantılı olan havacılık okudum. Böylece ikisini bir arada götürebildim."

Kemal Şengül: Ülkemizde görmek istediğin özel bir motor sporları etkinliği var mı?

Ali Türkkan: "Ülkemizde sadece motor sporları değil, görmek istediğim pek çok etkinlik var. Çok güzel bir coğrafyaya sahibiz. Aşağı yukarı dünyadaki bütün sporların yapılabileceği alanlara sahibiz. Mesela Trans Anatolia yapılıyor. Bu, daha büyük çapta yapılabilir. Neden dünyaya yapılan daha geniş bir organizasyon olmasın ki? Bu yönde de ilerliyorlar. Sonuçta çok güzel bir organizasyon. Hatta bu sene Murat Bostancı katıldı. Neden Dakar gibi bir yarış olmasın? Aynı zamanda Formula 1 geliyor, WRC geliyor, bunun yanında Formula E gelebilir, Dünya Dayanıklılık Şampiyonası gelebilir, gelmemeleri için hiçbir sebep yok. Bütün sportif etkinlikler için bu geçerli. Fakat bence en önemli şey, bütün bu sportif etkinliklerin yanında, bu etkinliklerde mücadele edecek bir Türk sporcunun olması. Yani tüm bunlar gelir ve içlerinde bir Türk sporcu olmazsa, ne kadar doğru bir amaca hizmet eder bilmiyorum."

Kemal Şengül: Gelecekte Dakar ve Extreme E gibi etkinliklerde yer almak gibi bir hedefin var mı?

Ali Türkkan: "Tabii ki otomobil kullanmaktan keyif aldığım için bu sporun içerisindeyim ve Extreme E hem güzel hem de keyifli bir proje. Dakar da öyle. Mesela ben Dakar'ı gidip de motosikletle yapmayı çok isterim. Fakat bunlar, aktif spor kariyerim sonlandıktan sonra olabilecek şeyler. Sonuç olarak evet, yapmayı çok isterim."

[Resim: 39725.ed41ca03.f1tr.com]

tr.motorsport.com

instagram


»»»»»»»»»»»» F1tr. com İmza ® ««««««««««««
Facebook Twitter
13/10/2021, 23:26

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Motor Sporları 2021 Dünya Supersport Arjantin: Cluzel kazandı, Can Öncü podyuma çıktı sadmin 0 50 Bugün, 1:10
Son Mesaj: sadmin
  Motor Sporları Melandri: "Toprak, Dünya Superbike Şampiyonası'nın 'yeni patronu' olacak" sadmin 0 51 15/10/2021, 16:37
Son Mesaj: sadmin
  Motor Sporları Baz, 2022'de tam zamanlı olarak Dünya Superbike'a dönmeye hazırlanıyor sadmin 0 37 14/10/2021, 16:52
Son Mesaj: sadmin

Hızlı Menü:


Konuyu görüntüleyenler: 2 Misafir
Bunlar da ilginizi çekebilir! Close

© F1tr.com
★ Tüm hakları saklıdır
2012-2021

F1tr.com altyapı gücünü Özkula'dan alır.
Formula1Formula1