Son dönemlerde haber kanallarında Binotto’nun bir demeci dolaşıyor.
Binotto, “Mevcut arabamızı geçen seneki motora göre tasarlamıştık. FIA’nın yönetmelikleri nedeniyle motorumuz zayıflayınca geride kaldık.” dedi.
Binotto şunu kastediyor:
Geçen sene lastikleri çalıştıracak yere basma kuvvetini üretemiyorduk. Bu nedenle mevcut arabayı yüksek sürüklenme, yani yüksek yere basma üretmek için tasarladık. Ama motor gücü olarak geriye gittiğimiz için yavaş kalıyoruz.
Sinyor Binotto, kötü bir iş çıkardıklarını gözlerden kaçırmak için suçu FIA ile yapılan anlaşmaya atmaya çalışıyor.
Gelin gerçekleri biz açıklayalım. SF1000 başarısız bir tasarım. Bu araba geçen seneki motora sahip olsaydı, şampiyonada üçüncülük mücadelesi veriyor olurdu.
Bu seneki motorla daha da geride kaldılar.
Bunun nedeni son derece basit.
SF1000, birim sürüklenme başına az yere basma kuvveti üretiyor. Yani aerodinamik olarak verimsiz.
Şöyle açıklayayım: Elimizde 2 tane F1 arabası olsun. Her ikisinin drag katsayısı eşit ve 1,10 olsun.
1,10 sürüklenme karşılığında A arabası 2000 kg yere basma kuvveti üretirken, B arabası 2100 kg yere basma üretiyor.
Yani B arabası, aynı sürüklenme değerine sahip olmasına rağmen A arabasından daha çok yere basma kuvveti üretiyor.
Yani B arabası, A arabasından daha verimli.
Ferrari, bu örnekteki A arabası. Yani verimsiz. Ferrari, Red Bull’la aynı seviyede yere basma üretmek için daha çok kanat kullanıyor.
Verimsizlik, düzlük hızını olumsuz etkiliyor. Yani düzlük hızının az olması motorla ilgili değil. Ferrari’nin aerodinamik zayıflığıyla ilgili.
Peki sorun, neden motor veya süspansiyonlar değil de aerodinamik?
Yavaş virajlar süspansiyonlarla ilgili. Ferrari yavaş virajlarda gridin en hızlı üçüncü takımı. İnanması zor, Ferrari Avusturya’da, yavaş virajlarda Mercedes’le çekişiyordu. Red Bull liderdi.
Bu durumda süspansiyon sistemi iyi durumda. Simone Resta’nın uzmanlık alanı. Onun eli süspansiyonlara değmiş.
Peki motor neden ana sorun değil? Çünkü Ferrari motorlu Alfa Romeo her yarışta, düzlük hızında en ön sıralarda yer alıyor. Elbette az kanat kullanmaları da etkili.
Ama sonuçta motor berbat durumda değil.
İşte bu noktada ana sorun net bir şekilde ortaya çıkıyor: Aerodinamik.
Ferrari onca kanada ve sürüklenmeye rağmen yere basma kuvveti anlamında yetersiz. O nedenle de orta hızlı ve hızlı virajlarda yavaş.
Ayrıca ani yön değişimlerinde de vasat. Yön değişiminde başarı dinamik dengeyle ilgilidir. Yani aracın hareket halindeki dengesi. Ferrari orada da çok iyi değil.
Bunu da yine ağırlık dağılımı ve aerodinamik dengeyle ilişkilendirebiliriz.
Son örneği geçen seneden vererek sözlerimi pekiştirmek isterim.
Geçen sene Ferrari, belli zamanlarda, özellikle SIRALAMALARDA Mercedes’ten 60, Red Bull’dan 90 beygir fazla güç üretiyordu. Ferrari, düzlüklerde 0,8 saniye zaman kazanıyordu.
Ama Ferrari’nin düzlüklerde yakaladığı 0,8 saniye fark kapanıyordu.
Mercedes ve Red Bull aradaki farkı virajlarda, aerodinamik avantaj sayesinde kapatıyordu. Yani düzlüklerde kaybettiklerini virajlarda kazanıyorlardı.
Bu sene işler değişti. Bu sene hem Mercedes hem de Honda Ferrari’den üstün. Merc 60 beygir, Honda 30 beygir üstün.
Binotto diyor ki, “Çok yere basma üretiyoruz. O nedenle gerideyiz.”
Ben de diyorum ki, “O zaman Ferrari, virajlı kısımlarda rakiplerine yaklaşmalı.”
Ama olmuyor.
Çünkü onca sürüklenmeye rağmen virajlarda hızlı olacak yere basma kuvvetine ve dengeye sahip değiller.
Temel sorun da burada. Çok fazla sürüklenme var. Ama onca sürüklenmeye rağmen, ideal ayarlar yapıldığında yeterli yere basma kuvveti ve daha da önemlisi yeterli denge yok.
O nedenle Binotto hedef saptırıyor. Sorun motor değil. Sorun aerodinamik yapı ve denge.
Çok ilginç bir döngü içindeler. Eğer iyi mühendisleriniz varsa, buradan kurtulmak zaman alır.
Eğer iyi mühendisiniz yoksa, iş daha da zor.
Umutsuz olmamak lazım. 100 yıllık bir yarış kültüründen bahsediyoruz. Ama işleri o kadar da kolay değil.
FiratKeskinF1