2026 Formula 1 Araçlarında Difüzör ve Çevresindeki Aerodinamik Çözümler Detaylı İncelendi
2026 Formula 1 araçlarının tabanında üretilen yer etkisi kaynaklı yere basma kuvveti azalmış olsa da, difüzör hâlâ toplam yere basma kuvvetine kritik bir katkı sağlamaya devam ediyor. Bununla birlikte, difüzör özellikle frenleme anında aerodinamik tutarlılık ve arka bölüm stabilitesi açısından da en önemli unsurların başında geliyor.
Bu yılki tasarım yaklaşımlarını anlamak için, büyük dört takımın ve agresif tasarımıyla dikkat çeken Aston Martin’in araçlarına, bu alanı en verimli şekilde kullandıkları sırayla yakından bakmak mümkün. Difüzör, teknik kurallar tarafından oldukça net şekilde tanımlanıyor. Görüldüğü üzere, bölücülerin geometrisi gibi küçük farklılıklar haricinde takımlar genellikle benzer bir yol izlemiş durumda. Ancak, difüzörün çevresindeki alanlarda ilginç farklılıklar göze çarpıyor.
Ferrari Detaylarda Fark Yaratıyor
Ferrari, bu alanda yaptığı detaylı çalışmalarla öne çıkıyor ve bu durum birçok kişi için sürpriz olabilir. Özellikle fren soğutma kanallarının iç kısmındaki yönlendirici kanatçıklar (kırmızı elips), difüzör uzantısı (yeşil elips) ve arka uçta dış yan duvarla birleştiği noktadaki detaylar (turuncu elips), potansiyel performans alanlarını en ince ayrıntısına kadar değerlendirdiklerini gösteriyor. Tüm bu küçük parçaların toplamı genel performansı oluşturuyor; bu nedenle hiçbir ayrıntı göz ardı edilmiyor. Yalnızca fren soğutma çıkışı (mavi ok, sağ üst), daha agresif bir yaklaşımla tasarlanabilirdi.
Arka lastik sıcaklığı, yarış mesafesi boyunca bu yıl da tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu nedenle sıcak havanın jant içinden dışarı atılması hâlâ büyük önem taşıyor.
McLaren ve Sıcak Hava Yönetimi
McLaren’ın fren soğutma kanallarının iç yüzeyinde Ferrari kadar belirgin yönlendirici kanatçıklar (kırmızı elips) bulunmuyor. Bunun yerine, daha belirgin bir fren soğutma sıcak hava çıkışı (mavi oklar) tercih edilmiş. Bu yaklaşım şaşırtıcı değil; zira McLaren geçen sezonun başlarında arka lastik sıcaklığı yönetiminde öncülük etmişti.
Ayrıca, çarpışma yapısının yanına monte edilen kanatçıklar (sarı oklar) Ferrari’ye kıyasla daha küçük boyutlarda tasarlanmış. Bu kanatçıklar difüzörün arka bölümüne doğrudan bağlı olmasa da, difüzörün “tekne kuyruğu” olarak adlandırılan kısmından hava akışını çekmeye yardımcı oluyor.
Red Bull’dan Akış Ayrılması Yönetiminde Yenilikçi Detay
Red Bull’da da fren soğutma kanallarının iç yüzeyinde çok sayıda yönlendirici kanatçık (kırmızı elips) bulunmuyor. Sıcak hava çıkışı (mavi ok), Ferrari’ye göre daha büyük olsa da McLaren’daki kadar sofistike bir yapıda değil. Ayrıca, çarpışma yapısının yanına monte edilen küçük bir yönlendirici kanatçık (yeşil ok) yer alıyor.
Dikkat çeken bir diğer unsur ise, difüzörün üst dış köşesindeki büyük köşe yarıçapı (sarı ok). Difüzör çıkış alanından biraz feragat edilse de, bu büyük yarıçap üst yüzeydeki hava akışıyla yan yüzeydeki hava akışının birleştiği noktada yaşanabilecek akış ayrılması problemlerini daha iyi yönetiyor.
Mercedes’ten Gelişmiş Soğutma Çıkışı ve Klasik Akış Testi
Mercedes’te, fren soğutma kanalına monte edilen yönlendirici kanatçıklar (kırmızı elips) ve küçük difüzör uzantıları (yeşil elips) mevcut; fakat Ferrari kadar kapsamlı değiller. Soğutma çıkışı ise daha gelişmiş bir şekilde tasarlanmış (mavi ok) ve farklı bölgelere ayrılmış. Bu sayede iç soğutma dağılımı üzerinde daha fazla kontrol sağlanıyor ve bu çözüm, McLaren’ınkinden bile daha yenilikçi olabilir.
Ayrıca, Mercedes’in günümüz Formula 1 teknolojisinde bile, beam wing üzerinde klasik yün iplikçiklerle (sarı ok) akış testi yaptığı görülüyor. Bu iplikçikler hava akışının yönüyle birlikte hareket ederek, olası akış ayrılması problemlerinin tespit edilmesine yardımcı oluyor. Mercedes’in muhtemelen araç üzerinde ya da önceki bir aerodinamik testte, bu iplikçikleri yüksek hızda görüntülemek için küçük bir kamera kullandığı düşünülüyor.
Aston Martin’de Temel Çözümler ve Maceracı Süspansiyon
Adrian Newey’nin Aston Martin’i, fren soğutma kanalına monte edilen kanatçıklara (kırmızı elips) ve çoğu takıma kıyasla daha küçük bir sıcak hava çıkışına sahip. Difüzör ile arka çarpışma yapısı arasındaki iç alanda ise herhangi bir ek unsur bulunmuyor; bu açıdan oldukça temel bir çözüm tercih edilmiş.
Arka süspansiyon tasarımı ise diğerlerine göre daha maceracı görünüyor. Ancak alt salıncak bağlantı düzeni henüz tam olarak anlaşılamıyor; bu konu ilerleyen günlerde daha detaylı incelenebilir.
Bu parçaların büyük çoğunluğu cıvatalı ve değiştirilebilir yapıda. Dolayısıyla, rakiplerin hangi yolu izlediği ve hangi çözümün daha iyi olduğu anlaşıldığında bu alanları yeniden tasarlamak çok zor değil. Ancak, her değişiklik maliyet sınırı nedeniyle zaman ve para gerektiriyor. Sezonun ilerleyen bölümünde bu tür sık değişiklikler, bütçenin tükenmesine yol açabilir. Son olarak, beklenmedik bir “buluş anı” yaşanırsa, bunu gerçeğe dönüştürmek için yeterli kaynak kalmayabilir.
trf1.net