Formula 1’da Kimlik Krizi mi Yaşanıyor?
Formula 1, 2026 yılında yürürlüğe girecek yeni güç ünitesi kurallarıyla birlikte tarihinin en büyük değişimlerinden birine hazırlanıyor. Ancak bu değişim, sporun geleceği ve kimliği konusunda ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Pilotlardan Yeni Kurallara Tepki: Endişeler Haklı mı Çıktı?
Bahreyn’de gerçekleştirilen üç günlük sezon öncesi testlerin ilkinde, yeni güç ünitesi düzenlemelerine dair olumlu görüşlere rastlamak neredeyse imkânsızdı. Formula 1’in önde gelen isimleri, özellikle 2026’da geçilecek %50 elektrik, %50 içten yanmalı motor kombinasyonu, MGU-H’nin kaldırılması ve sürdürülebilir yakıtın zorunlu hale gelmesiyle ilgili ciddi eleştirilerde bulundu.
Pilotların geçen yıl yeni araçların simülatör testlerinde ortaya koyduğu endişeler, padokta yüksek sesle dile getirildi. Hatta bazı görüşmelerde, 2029’dan itibaren V8 veya V10 motorlara geri dönülmesi bile gündeme geldi. Ancak F1 ve FIA, ilk planlanan kurallarda ısrarcı oldu ve pilotların kaygıları büyük ölçüde göz ardı edildi.
Bununla birlikte, Bahrain testleri sonrasında ortaya çıkan tablo, bu endişelerin haklılığını gözler önüne serdi. Düzlüklerde gaz kesme ve sürüşü rölantide götürme zorunluluğu, tam gazda dahi hız kaybı, aşırı enerji yönetimi gerekliliği ve sıralama turlarında dahi tam performansla tur atılamaması gibi sorunlar dikkat çekti.
Sadece Lando Norris, yeni regülasyonlarla ilgili olumlu ifadeler kullanan az sayıdaki pilot arasında yer aldı. Ancak bu açıklamaların ne kadar samimi olduğu, yoksa psikolojik bir oyun mu olduğu zamanla ortaya çıkacak.
Hamilton, Alonso ve Verstappen’den Sert Eleştiriler
Lewis Hamilton, Fernando Alonso ve Max Verstappen, yeni araçlara ilişkin en sert eleştirileri dile getiren isimler oldu. Hamilton, yeni araçların hızını GP2 ile karşılaştırırken, Alonso “Benim şefim bile bu aracı sürebilir” ifadelerini kullandı. Verstappen ise yeni düzeni “Formula E’nin steroidli hali” olarak tanımladı ve bu formülün “yarış karşıtı” olduğunu söyledi.
Verstappen’in Formula E Yorumları
Hamilton’ın açıklamaları dikkat çekici olsa da, Max Verstappen’in eleştirileri tartışmayı farklı bir boyuta taşıdı. Dört kez dünya şampiyonu olan Verstappen, enerji yönetiminin karmaşıklığı ve sürücüler üzerindeki yükü nedeniyle yeni düzenin Formula 1 ruhuna aykırı olduğunu vurguladı. Özellikle sıralama turlarında bile pil ömrünü korumak için gaz kesme ihtiyacının olması, Verstappen’in eleştirilerinin merkezinde yer aldı.
Verstappen, “Bir sürücü olarak yaptığınız her şeyin enerji tarafında büyük etkisi var. Bu, bana göre Formula 1 değil. Belki Formula E’de yarışmak daha mantıklı olurdu çünkü orada her şey enerji, verimlilik ve yönetim üzerine kurulu” ifadelerini kullandı.
Verstappen’in Formula E’yi gündeme getirmesi, sosyal medyada bu seriyi küçümsediği yönünde yorumlara yol açtı. Ancak Formula E padokunda, özellikle Cidde E-Prix’sinde bu açıklamalar olumlu karşılandı. Birçok Formula E pilotu ve CEO Jeff Dodds, Verstappen’in söylediklerinin mantıklı olduğunu belirtti. Dodds, Verstappen’in Formula E’yi kötülemediğini, yalnızca bu kadar yoğun enerji yönetimi isteyen bir seride yarışmak istese Formula E’yi tercih edeceğini vurguladı.
Formula E, 2014’ten bu yana tamamen enerji yönetimi üzerine kurulu yarışlar gerçekleştiriyor. Birçok yarışta 100’ün üzerinde geçiş yaşanırken, sıralama turlarında ise sürücüler tam gaz kullanabiliyor.
Formula E’nin Varlığı F1’in Yeni Yönünü Daha da Tartışmalı Hale Getiriyor
Formula E’nin varlığı, Formula 1’in %50 elektrikli güç ünitesi tercihinin nedenini sorgulatıyor. F1, tamamen elektrikli bir seriye evrilemeyecek; zira FIA ile yapılan anlaşma gereği Formula E, en az 2048’e kadar tek tam elektrikli tek koltuklu dünya şampiyonası olmayı sürdürecek.
Otomotiv endüstrisinin elektrikli araçlara yönelmesi, F1’in de üreticileri memnun etmek adına bu teknolojilere yatırım yapmasını beraberinde getiriyor. F1 takımlarında birçok Formula E pilotunun simülatör görevine getirilmesi ve mühendis transferleri de bu sürecin bir parçası.
Ancak mevcut durumda F1, ne tamamen elektrikli olabiliyor ne de aniden yön değiştirip geleneksel motorlara dönebiliyor. En az dört yıl boyunca mevcut kurallarla devam etmek zorunda. Peki, F1 bundan sonra ne yapmalı?
V8 veya V10 Motorlara Dönüş Mümkün mü?
Birçok uzmana göre Formula 1’in doğru yolu, 2030 veya 2031’de sürdürülebilir yakıtla çalışan V8 ya da V10 motorlara geri dönmek. Güç, büyük motorlar, yüksek hızlar ve pilotların sınırlarını zorladığı bir F1, sporu tekrar zirveye taşıyabilir.
2026’da %100 sürdürülebilir yakıt kullanılacaksa, neden baştan güçlü bir içten yanmalı motor tercih edilmediği ise en büyük soru işareti olarak öne çıkıyor. Bu konu, üst düzey yetkililer tarafından ilerleyen dönemde mutlaka ele alınmak zorunda kalacak.
Formula 1’in köklü “motor sporlarının zirvesi” kimliğini koruyabilmesi için ya mevcut sorunları hızla çözmesi ya da radikal değişikliklere gitmesi gerekecek. Aksi halde, 2030’a gelindiğinde bu unvanı kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Formula E ise, 11 yılı aşkın sürede büyük bir ilerleme kaydetti. Başlangıçta bir yarışı tamamlamak için pilot başına iki araç gerekliliğinden, bu yıl tanıtılacak Gen4 aracıyla 600 kW (815+ bg) güç, 210 mil/saat (340 km/s) üzeri hız ve sürekli dört çeker gibi özelliklere ulaşıldı. Mevcut tahminler, Gen4 Evo ile birlikte 2028 sonunda slick lastiklerin gelmesi ve 2030–2031’de Gen5 ile Formula E araçlarının F2 kadar hızlı, hatta daha hızlı olabileceğini gösteriyor.
F1’in zirvede kalmak istiyorsa, ne olmak istediğine ve hangi motor yolunu seçeceğine karar vermesi gerekiyor. Zira Formula E, zirveye oynamak için hızla ilerliyor.
trf1.net