play facebook twitter youtube instagram rss
Formula1 Sayın Misafirimiz, F1tr.com Platformuna Hoşgeldiniz. (Giriş YapınÜcretsiz Kayıt Olun)


#44 Lewis Hamilton
Sıra 1| Puanı 0
#81 Oscar Piastri
Sıra 2| Puanı 0
#87 Oliver Bearman
Sıra 3| Puanı 0
#5 Gabriel Bortoleto
Sıra 4| Puanı 0
#27 Nico Hulkenberg
Sıra 5| Puanı 0
#3 Max Verstappen
Sıra 6| Puanı 0
#31 Esteban Ocon
Sıra 7| Puanı 0
#43 Franco Colapinto
Sıra 8| Puanı 0
#4 Lando Norris
Sıra 9| Puanı 0
#30 Liam Lawson
Sıra 10| Puanı 0
#14 Fernando Alonso
Sıra 11| Puanı 0
#10 Pierre Gasly
Sıra 12| Puanı 0
#23 Alexander Albon
Sıra 13| Puanı 0
#16 Charles Leclerc
Sıra 14| Puanı 0
#63 George Russell
Sıra 15| Puanı 0
#55 Carlos Sainz
Sıra 16| Puanı 0
#18 Lance Stroll
Sıra 17| Puanı 0
#41 Arvid Lindblad
Sıra 18| Puanı 0
#16 Andrea Kimi Antonelli
Sıra 19| Puanı 0
#6 Isack Hadjar
Sıra 20| Puanı 0
#11 Sergio Perez
Sıra 21| Puanı 0
#77 Valtteri Bottas
Sıra 22| Puanı 0
Formula1 Avustralya GP 8 Mart 2026

Yorum: 0 | Görüntüleme: 275
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Analiz Tamburello'dan Sonra
10-12-2021, 02:11
sadmin
Patron
KONU:
208,325
MESAJ:
566,184
F1 PUANI:
ÜYELİK:
02-03-2012
******
Pilot
Takım
C.Leclerc
C.Leclerc
Ferrari
Ferrari

Son Haberler
Formula 1 Haberleri
2026 Formula 1 Araçları...
Bilgiler ve Teknik Yenilikler
McLaren hibrit sistemin...
Formula 1 Haberleri
Gasly: "Yeni kurallarla...
Formula 1 Haberleri
Russell, 2026 F1 araçla...
Motor Sporları
Toprak Razgatlıoğlu, Su...

Yorum: #1
Tamburello'dan Sonra

[Resim: 43730.00a6ff94.f1tr.com]

Ayrton Senna, Jules Bianchi, Felipe Massa ve Robert Kubica... Motorsporlarında ve özellikle Formula 1'de heyecan kadar tehlike de her zaman var olmuştur. FIA'in hüzünle hatırladığımız kazalar sonrası aldığı güvenlik önlemleri sporda ileri yönde bir gelişmeye sebep olsa da geçtiğimiz haftaki Cidde GP pist açısından tam aksi bir yönü işaret ediyordu.

Değişim, 1994 yılında başladı. Formula 1, her zaman tehlikeli bir spordu fakat bu tehlike, ünü yaptığı sporun sınırlarını aşan bir dünya yıldızının hayatına mâl oluncaya dek kabullenilmiş ve göz ardı edilmişti. Yalnızca bir gün önce Roland Ratzenberger’in başına gelenler gayet normaldi. Ne de olsa ölüm, motor sporlarının fıtratında vardı ve şov devam etmeliydi! Sporcu sağlığını diğer bütün unsurların üzerinde tutmaksa ancak ve ancak Tamburello çıkışındaki o sert kazadan sonra akıllara gelmişti.

Elbette her şey bir gecede değişecek değildi. Talihsiz olaylar silsilesi, sezon boyunca devam etti. Karl Wendlinger’in komaya girmesi, Jos Verstappen’in cehennem tecrübesi ve Japonya’da bir yarış hakeminin bacağının kırılması, yaşanan talihsizliklerden yalnızca birkaçıydı. 1994, içinde barındırdığı hikayelerle bir yandan unutulmak istenen bir yandan da unutulmaması gereken bir sezon olarak akıllarda kaldı.

[Resim: 43731.a96da59f.f1tr.com]

Notlar alındı, dersler çıkarıldı. Zamanın ve gelişen teknolojinin yardımıyla adım adım uygulamaya geçildi. Sporcu sağlığını korumak adına araçlarda, kıyafetlerde, yardımcı ekipmanlarda, yarış kurallarında, teknik talimatlarda, güvenlik prosedürlerinde ve hatta pist tasarımlarında bir dizi yeniliğe gidildi. Üstelik bu değişim, tek seferle sınırlı kalmadı ve sezonlar geçtikçe güncellendi.

Sporcu sağlığını her şeyin üzerinde tutmak son derece olumlu bir gelişmeydi fakat tek başına yeterli değildi. Pist üzerinde görev yapan bütün insanların can güvenliğinden emin olunmalıydı. 2000 İtalya GP’sinin açılış turunda yaşanan büyük karambol, bu gerekliliği acı bir şekilde ortaya koymuştu. Heinz-Harald Frentzen’in Jordan’ından kopan bir tekerlek, itfaiye görevlisi sıfatıyla pist kenarında hazır bekleyen Paolo Gislimberti’ye isabet etmişti. Bu olayın ardından Gislimberti’nin hayatına devam etmesi büyük bir mucize olurdu. Maalesef o mucize gerçekleşmemişti. Alınacak notlar ve çıkarılacak dersler, sporculara özel olmamalıydı. O günün dersi de buydu.

[Resim: 43732.7a7fd88f.f1tr.com]

Elbette tedbirler, Formula 1’in tehlikeli bir spor olduğu gerçeğini hiçbir zaman değiştiremezdi. En nihayetinde saatte 300 km’nin üzerinde bir hız söz konusuydu ve bu gerçeklik karşısında asla ve asla “Bu gemiyi Tanrı bile batıramaz!” düşüncesine kapılmamak gerekiyordu. Zira spor, bünyesindeki riskleri ara sıra da olsa hatırlatmayı ihmal etmiyordu. 1997’de Olivier Panis’in, 1999’da Michael Schumacher’in, 2007’de Robert Kubica’nın ve 2009’da Felipe Massa’nın başına gelenler, bu hatırlatmalardan yalnızca birkaçıydı. Bu dört pilotun da kariyerlerine devam edebilecek kadar sağlıklı bir şekilde pistlere geri dönmesi ise FIA’in sağlık ve güvenlik konusundaki ciddiyetini ve gelişimini gözler önüne seriyordu.

2014 yılında ise hem bir pilot hem de birkaç yarış hakemi risk altındaydı. Adrian Sutil’in aracını bir vinç yardımıyla çakıl havuzundan kaldırmaya çalışan hakemler, Jules Bianchi’nin kontrolden çıkan aracını son anda fark etmişler ve kendilerini kurtarmayı başarmışlardı. Bianchi ise o kadar şanslı değildi. Kimsenin aklına bile getirmek istemediği netice, ne yazık ki yirmi yılın ardından bir kez daha vuku bulmuştu.

Netice aynı olmakla birlikte Bianchi’nin kazasının Formula 1 camiasındaki etkileri, Senna’nınkinden farklı oldu. Her iki olayda da can kaybı yaşanmış ve doğal olarak FIA sınıfta kalmıştı. Ancak 2014 yılında sporun içinde yer alan insanlar, 1994’ten farklı olarak, FIA’in güvenlik konusundaki tavizsiz ciddiyetinden şüphe duymuyorlardı. İçinde yer aldıkları organizasyonu yönetenler, o gün çakıl havuzunda yaşananları “fıtrat” diyerek geçiştirmeyecekler, bu olaydan dersler çıkaracaklar ve tekrarlanmaması için ellerinden geleni yapacaklardı. Nitekim öyle de oldu. FIA, Bianchi’nin ardından sanal güvenlik aracı (VSC) uygulamasını piste sürerek ve Felipe Massa’nın kazası ile birlikte ortaya atılan ancak daha sonra rafa kaldırılan “halo” fikrini mazeretsiz bir şekilde raftan indirip bir kez daha masaya koyarak kendisine güvenenleri ve inananları yanıltmadı. 2015’ten bu yana Mayländer’in mesaisine ortak olan VSC, özellikle pist üzerinde görev yapan insanların can güvenliği ile ilgili endişeleri büyük oranda azaltırken 2018 yılında baş tacı edilen halo da meydan gelen bazı büyük kazalarda pilotlara başarılı bir şekilde siper oldu. Bu kazalarda ortaya çıkan büyük kuvvetlere rağmen şasiden ayrılmayan tekerlekler ise Gislimberti’den sonra tutulan notların meyvesiydi.

[Resim: 43733.210a6312.f1tr.com]

Formula 1, Senna’dan önce ve sonra olduğu gibi Bianchi’den sonra da tehlikeli bir spor olmaya devam edecekti. Ancak Senna’dan bu yana FIA’in göstermekte olduğu tutum, zaman içerisinde sporun paydaşlarının ve sporu takip edenlerin huzursuzluğunu yok etmişti. FIA’in “önce güvenlik” ilkesiyle hareket ettiğinden kimsenin şüphesi yoktu. Asfalt üzerindeki rekabetin tarafları ve taraftarları, yalnızca tutkunu oldukları bu devasa organizasyonun bir parçası olmanın tadını çıkarıyorlardı. Endişe yükünü üstlenmek, organizasyonu yönetenlerin göreviydi ve FIA’in bu sorumluluğu göz ardı ettiği söylenemezdi. Ta ki geçtiğimiz hafta sonuna kadar…

Suudi Arabistan GP’sinin yapılacağı Cidde Pisti görücüye çıktığında aldığı ilk tepki, tehlikeli olduğuydu. İnşaat yarış hafta sonuna zar zor yetiştirilmişti. Charles Leclerc, pistin çok dar olduğunu dile getirenler arasındaydı. Takım arkadaşı Carlos Sainz ise kaza riski sebebiyle pist görevlilerini dikkatli olmaya çağırmıştı. Pierre Gasly de pisti sürüş anlamında eğlenceli bulduğunu belirtmiş fakat bazı korkuları olduğunu da saklamamıştı. Yalnızca günümüz pilotları değil, eski pilotlar da benzer görüşteydi. 1996 dünya şampiyonu Damon Hill de riskin ve tehlikenin yüksek olacağını belirtenler arasındaydı.

[Resim: 43734.30d42400.f1tr.com]

Asıl sorun, pistin dar ve bariyerlerle çevrili olması değildi. Yalnızca bu iki sebepten yola çıkarak Cidde’nin güvenli olmadığı söylenecekse Monako sokaklarında bisiklet dahi sürülmemeli veya Bakü’de bebek arabasıyla bile gezintiye çıkılmamalıydı. Bu iki pist de tıpkı Cidde gibi bariyerlerle çevriliydi. Ancak Monako, Cidde’ye göre çok daha yavaş; Bakü ise çok daha düz ve genişti. Cidde’deki en büyük problem, birbiri ardına gelen, tam gaz geçilen fakat bariyerler nedeniyle hiçbirinin çıkışı görülmeyen virajlardı. Pist için tam anlamıyla “yokuşsuz Eau Rougelar bütünü” betimlemesi yapılabilirdi ve her ne kadar Formula 1’in en gözde virajlarından biri olsa da Eau Rouge bile güvenlik önlemleri kapsamında operasyon geçirmekteydi. Formula 2 pilotu Anthoine Hubert, orada gerçekleşen bir kazada hayatını kaybedeli yalnızca iki yıl olmuştu. Benzer bir kazanın Cidde’de yaşanma ihtimali, pisti gören herkeste tedirginlik yaratmıştı. Eau Rouge’un operasyon geçirdiği sezonda Cidde gibi bir pisti takvime dahil etmek, kelimenin tam anlamıyla tutarsızlıktı.

Formula 1 araçları, herhangi bir darbeyi dış gövde aracılığıyla emmek ve bu şekilde pilotun içinde oturduğu, monokok adı verilen yaşam hücresini sağlam tutmak üzerine tasarlanmıştı. Bu tasarım, aracın dış gövdesinin şiddetli bir darbede açığa çıkan enerjiyi emerek tuzla buz olmasını sağlıyor ve bu sayede pilot, monokokla birlikte çarpışmadan minimum yük altında, zarar görmeden kurtuluyordu. Tasarımın dezavantajı ise emici gövdenin dağılmasıyla birlikte monokokun ikinci darbelere karşı savunmasız kalmasıydı. Anthoine Hubert, Eau Rouge’da tam da bu sebeple hayatını kaybetmişti. Cidde özelinde korkulan da buydu. Benzer bir senaryonun tekrarlanmasıydı. Tam gaz geçilen kör virajlardan birinin çıkışında meydana gelecek herhangi bir kaza, yakın takip söz konusuysa daha büyük bir facia ile sonuçlanabilirdi. Zira takvimdeki diğer pistlerin tamamından farklı olarak burada kazayı yapanın da son anda görenin de kaçabilecek yeri veya zamanı olmayacaktı. Monako’da ortalama hızın düşük olması, Bakü’de ise caddelerin genişliği ve düzlüğü, benzer bir riski önemli ölçüde azaltan unsurlardı. Cidde ise yepyeni bir pistti. Dolayısıyla pilotlar, Monako ve Bakü’nün aksine, Cidde hakkında bir motor belleğe de sahip değillerdi. Pistin hangi kısmında, hangi pozisyonda, ne şekilde davranmaları gerektiğini ilk kez bu hafta sonunda, birlikte keşfedeceklerdi.

[Resim: 43735.9a05b679.f1tr.com]

Piste çıkıldığında endişeler daha da arttı. Özellikle antrenman ve sıralama seanslarında pilotların zaman zaman hızlı turlarını yarıda bırakmak zorunda kaldıkları veya arkadan yaklaşan rakiplerine yol vermekte zorlandıkları görüldü. Bazı yakınlaşmalar, yürekleri ağızlara getirecek cinstendi. Neyse ki hafta sonu, herhangi bir can kaybı yaşanmadan sona erdi. Formula 2 yarışının startında meydana gelen şiddetli kazanın pistin tasarımı ile bir ilgisi yoktu. Yine de bu olay, duran bir araca tam gaz çarpmanın sonuçları konusunda izleyenlere ve yönetenlere tatsız bir örnek teşkil etmişti ve pistin mimarisi, bu tür kazalara adeta davetiye çıkaracak cinstendi. Enzo Fittipaldi’nin bu kazayı kırık bir topuk ve birkaç morlukla atlatmış olması, deyim yerindeyse kötünün iyisiydi.

Formula 2’deki kazadan yalnızca üç saat sonra start alan Formula 1 yarışında yaralanan olmadı. Ancak işlerin yolunda gittiği de söylenemezdi. Aslında korkulan senaryo gerçekleşti. Yarıştaki ikinci kırmızı bayrağı tetikleyen Mazepin-Russell kazası, tam da akıllara gelen cinstendi. Leclerc ile yaşadığı temas nedeniyle Perez spin atınca Meksikalı’dan kaçamayan Russell, mecburen frene bastı. Bu fren, Russell’ı takip eden Mazepin’i çaresiz bıraktı ve çarpışma gerçekleşti. Neyse ki olay, pistin tam gaz geçilen fakat bir önceki viraj sebebiyle çok da hızlı olmayan bir bölümünde, üçüncü virajda meydana geldi. Buna rağmen çarpışma, her iki pilotu da yarış dışı bırakacak kadar şiddetliydi. Eğer ki bu kaza üçüncü virajda değil de 16-22. virajlar arasında gerçekleşseydi…

[Resim: 43736.d57140a0.f1tr.com]

Pistin tasarımı büyük bir tartışma konusu yaratmış olmasına rağmen FIA, takvimden taviz vermeyerek bu yarışı gerçekleştirmekte ısrar etti. Güvenlikle ilgili endişelere bir de Yarış Direktörü Michael Masi’nin kötü yönetimi, tutarsız kararları ve “teklifleri” eklenince hafta sonunun tadı iyice kaçtı. Formula 1’in tarafları ve taraftarları, belki de yıllar sonra ilk kez FIA’in “önce güvenlik” ilkesine bağlılığından şüphe duydu; pistte gazı sonuna kadar kökleyen pilotların sağlığından endişe etti ve damalı bayrakla birlikte derin bir “Oh!” çekti.
Sezonun bitimine yalnızca bir yarış kaldı. Abu Dabi’de ipi kim göğüslerse göğüslesin Hamilton-Verstappen çekişmesi, yıllarca dillerden düşmeyecektir. Ancak seneler sonra 2021 arşivi açıldığında1994’teki kadar sert eleştirilere maruz kalır mı bilinmez, FIA’in de en az bu iki isim kadar konuşulacağından ve bu ikili arasındaki rekabetin aksine pek de iyi anılmayacağından eminim.

Yazı: Engin Bakırburç

eureur



»»»»»»»»»»»» F1tr. com İmza ® ««««««««««««
10/12/2021, 2:11

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Yorum Ferrari Efsanesi Schumacher'den 12 Yıl Sonra İyi Haber sadmin 0 127 27/01/2026, 22:16
Son Mesaj: sadmin
  Yorum Lewis Hamilton’dan Sonra Mercedes’in Yeni Yıldızı: George Russell sadmin 0 206 20/01/2026, 1:34
Son Mesaj: sadmin
  Yorum Kazadan Sonra Mehmet Yıldız'ın Videoları Hayatımı Değiştirdi-Toprak Razgatlıoğlu & Bahattin Sofuoğlu sadmin 0 220 03/09/2025, 0:47
Son Mesaj: sadmin

Hızlı Menü:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Bunlar da ilginizi çekebilir! Close

© F1tr.com
★ Tüm hakları saklıdır
2012-2026

F1tr.com altyapı gücünü Özkula'dan alır.
Formula1Formula1