Öncelikle peşinen şunu söylemeliyim: Bu yazı, pilotları eleştirmek için değil, sistemi eleştirmek için yazılmıştır.
Eleştireceğim pilotları kişisel olarak çok beğeniyorum. Ancak sistem onları kural tanımazlığa doğru itiyor. İtirazım buna.
Haydi başlayalım:
Son iki sezondur uzun uzun hakem hatalarını yazıyorum. Aslında Twitter ve Medium hesabımı açarken politikadan ve komplo teorilerinden uzak kalacağımı söylemiştim.
Ancak, Liberty Media’nın F1’i devralmasıyla birlikte ilginç bir döneme girildi. Artık rating bu sporun en değerli tanrısı. Rating tanrısı çok parlaktır, şatafatlıdır, mutlu eder ve heyecan vadeder. Ama rating tanrısı zaman zaman kurban ister. Bu kurban çoğunlukla adalettir. Ekranlarda rating uğruna pek çok adil olmayan duruma, insanların kişiliklerinin ve itibarlarının iki paralık edildiğine şahit oluruz. Bu durum, F1 için de böyle.
Son iki senedir, tutarsız hakem kararları, süratli kural değişimleri gibi adaleti sarsan durumlar beni de bu konuların içine çekti.
Hatalı hakem kararları, sadece bugünün konusu değildir. Eskiden de zaman zaman kural kitabının dışına çıkılırdı. Ancak Whiting’in olayları yönetme şekli farklıydı. Bu yönetim şekli, ona bağlı hakemlere de yansımıştı.
Whiting döneminde bir pilotun kusuru, başka bir pilotun hayatını tehlikeye atmıyorsa “Let them race” felsefesi çalışırdı. Aynı şekilde bir pilotun ihlali diğer pilotun yarışını tehlikeye atmıyorsa da aynı felsefe gereği pek karışılmazdı.
Her pilot rakibine en az bir araba mesafe bırakırdı. Bırakmayanlar cezalandırılırdı. Yarış öncesinde gerçekleşen ihlaller, mümkün olduğunca yarışı etkilemeyecek şekilde cezalandırılırdı.
Yanlış kararlar olmaz mıydı? Olurdu. Ancak Whiting’in son 15 yıllık döneminde verilen yanlış kararların toplamı, Masi’nin 2 seneki kariyerinin yarısı kadardır. Ve her pilotun lehine veya aleyhine yanlışlar yapılabilirdi. Her şeyden önemlisi, kararlarda tutarlılık vardı.
Son iki yılda, rating tanrısı işi ele aldığından beri bazı şeyler değişti. Rating tanrısı pazarlama değeri olan ve son derece hızlı iki genci koruma altına aldı. Koruma altındaki Leclerc ve Verstappen’e kimse dokunamıyor.
Aslında bu iki genç pilotu sorun olarak görmek mümkün değil. Çünkü bundan sonraki 10 yıl boyunca bu iki gencin başarılarını, hatalarını, hızlarını konuşacağız. Temel sorun, bu pilotların kendileri değil, onlara verilen sonsuz kredi. Sorun, diğer pilotlar her ihlalde acımasızca cezalandırılırken, bu iki pilota kimsenin dokunmaması.
Bu sezon pek konuşmasak da artık zamanı geldi. Tartışmaların odağında Rusya GP’sinde Hamilton’a verilen cezalar var. Yarıştan sonra kararın adil olmadığını, konunun sadece uyarı veya para cezasıyla kapatılması gerektiğini belirtmiştim.
Elbette yurt içinde ve dışında karşıt görüşler tartışıldı. Ancak sadece 3 yarış önce verilen bir karar var ki, insana pes dedirtiyor.
Önce Rusya GP’sindeki cezayı kısaca açıklayayım. Hakemler, her yarış öncesinde kuralları açıklayan dokümanlar yayınlar. Hafta sonu boyunca zaman zaman güncellenen bu dokümanlarda, yarış hafta sonunda uygulanacak tüm kurallar net bir şekilde açıklanır. Veya net bir şekilde açıklanmalıdır.
Kalkış denemeleri de bu dokümanda mutlaka yer alır ve “kalkış denemeleri” (Practice Starts) başlığı altında açıklanır. Bu yarışa özel hazırlanan dokümanlarda, 19.1 ve 19.2 maddelerinde “kalkış denemeleri” ile ilgili kurallar açıklanmıştı. Aşağıdaki fotoğrafta o maddeleri bulabilirsiniz.
Kısaca çevireyim:
19.1: Kalkış denemeleri sadece pit lambalarından sonra sağda yapılabilir. Pit çıkışı açıldığında yapılabilir. Pilotlar, diğer pilotların geçmesi için solda yeterli alan bırakmalıdır.
19.2: Sporun güvenliği ve eşitliği için arabalar, geçerli bir nedenleri olmadan (Kalkış denemesi geçerli bir neden olarak kabul edilmemektedir.) “pit yolunda” (fast lane) durmamalıdır.
Hamilton bu iki maddenin yorumlanması nedeniyle ceza aldı. Mercedes cezaya iki nedenle itiraz ediyor:
İlk neden, 19.1 numaralı madde. Bu maddede, net bir “start denemesi alanı” belirtilmemiş, sadece “pit lambalarından sonra sağda durulabilir” denilmiş. Yani bu madde yeteri kadar açık değil.
İtirazın ikinci nedeni, 19.2 numaralı maddenin yorumlanması. Mercedes’in itiraz ettiği 19.2 numaralı madde daha net. Hamilton, bu maddede yazan “pit yolunda durulamaz” ifadesinden dolayı ceza aldı.
Mercedes’in bu konuya itirazıysa şu: Hamilton pit yolunun en sonunda durdu. Kurallarda belirtildiği gibi sağa yanaştı ve solunda, arabaların geçeceği bir alan bıraktı. Ayrıca denemesi sırasında herhangi bir rakibini tehlikeye atmadı. O nedenle Mercedes takımı, mutlaka bir ceza verilecekse bile pilota uyarı, takıma para cezası verilmesi gerektiğini belirtti. Hakemler reddetti.
Tüm bunların yanında hakemlerin bir itirazı daha var: Hakemler, Hamilton‘un diğer pilotlardan daha farklı bir yerde kalkış denemesi yaparak bir avantaj sağladığını ifade etti. Bu bakış açısının gerekçesi şu: Diğer pilotların kalkış yaptığı yerde çok fazla miktarda kauçuk biriktiği için kalkış denemeleri gerçeğe yakın sonuç vermedi. Ama Hamilton gerçeğe daha yakın sonuç verecek bir yerde deneme yaptı. Dolayısıyla avantaj elde etti.
Doğruyu söylemek gerekirse kalkış denemeleriyle ilgili maddeler (19.1 ve 19.2), pilotun bu denemeler sırasında kendisine avantaj sağlayıp sağlamadığıyla ilgilenmiyor. O nedenle bu yorumu da biraz zorlama olarak görüyorum. Kaldı ki, pist üzerindeki ceplerdeki kauçuk miktarı, Hamilton’ın denemeyi yaptığı yerden daha fazla. Çünkü her antrenmanın sonunda, damalı bayrak sallandıktan sonra, pilotların tamamı farklı ceplerde kalkış antrenmanı gerçekleştirir. Dolayısıyla 3 antrenmanın sonunda, ceplerde oldukça fazla miktar kauçuk birikir. Hamilton’ın deneme yaptığı bölgede kauçuk yok denecek kadar az. Bu durum arabasının kavramasıyla ilgili diğer pilotların kalkış denemesi yaptığı yere göre biraz daha gerçekçi bir his verebilir. Ancak net ve cezalık bir avantaj sağladığını söyleyemeyiz. Yani avantaj konusu biraz zorlama. Zaten önceden dediğim gibi kalkış denemesiyle ilgili maddelerde avantajla ilgili bir düzenleme yok.
Sonuç olarak; az önce de belirttiğim gibi bu deneme, maddelerden birini kısmen ihlal etmiştir ve ceza verilebilir. Ancak hiçbir rakibini tehlikeye atmayan ve yarışta net bir avantaj sağlamayan bir konudaki karar daha hafif olmalıydı. Bir uyarı veya para cezası uygun olurdu.
Belçika GP 2020
Fakat hakemlerin ceza kararını yerinde bulanlar olacaktır. O halde, kararı yerinde bulanlar için Belçika GP’sine geri gidelim. Hemen 3 yarış öncesine.
Öncelikle hakem dokümanlarına uzanalım. Bu dokümanlarda, kalkış denemesinin yapılacağı yer, Rusya dokümanlarına göre çok daha net olarak açıklanmış. Madde 18’i inceleyelim.
Tüm sezonun Practice Starts başlıklarını inceledim. Bundan daha net ifade edilen bir start deneme alanı yok.
18.1: Kalkış denemesi sadece pit çıkışından sonra, sağ tarafta yapılmalıdır. Bu denemeler SC2 çizgisinden önce, 4 tekerlek pit çıkışında sağdaki beyaz çizgiler ve pit duvarı çizgisiyle çerçevelenmiş bölgenin içinde kalacak şekilde yapılmalıdır. (Bu alanın sınırları 6. sayfadaki fotoğrafta siyah çerçeve içindedir.)
18.2: Kalkış denemesi yapmak isteyen pilotlar, sollarından geçmek isteyen arabalara (6. sayfada kırmızı ile çerçevelenmiş alan) yol verecek şekilde tamamen durmalıdır.
18.3: Bla bla. (Önemsiz)
Kalkış denemelerinin yapılacağı alan çok net bir şekilde belirtilmiş. Ayrıca çok net bir fotoğraflı gösterim de mevcut. Yani bir pilotun veya takımın anlamaması mümkün değil.
Peki Belçika GP’sinde tam olarak ne oldu?
Öncelikle yine kısa bir bilgi vereyim: Keşif turu, pilotların yarış günü pitten çıkıp gride gittikleri tur olarak tanımlanır. Her hafta, Masi tarafından keşif turunun süresini belirleyen bir doküman yayınlanır.
Pilotlar keşif turlarında, pit çıkışındaki SC2 çizgisi ve turun bitimine yakın yer alan SC1 çizgisi arasını belirlenen sürede geçmelidir.
Bu kuralın nedeni, pilotların keşif turlarında aşırı yavaş tur atarak kendilerinden hızlı tur atan pilotları engellemelerinin önüne geçmektir. Pilotların bir kısmı (özellikle parça değişimi yapılan araçlar), keşif turunda bazı denemeler için zaman zaman hızlı olabilirler. Bu sayede mesela değişimi yapılan parça varsa, parçanın doğru çalışıp çalışmadığını anlarlar. Bu sırada aşırı yavaş arabalar tehlike yaratabilir. Bu kural böyle sorunları engellemek için vardır.
Sonuç olarak arabalar keşif turunu belirlenen sürede bitirmelidir.
Bu sene süre, Belçika GP’sinde 2:04.0 olarak belirlenmişti.
Kısacası bir pilot, pit çıkışındaki SC2 çizgisini geçtikten 2 dakika 4 saniye sonra SC1 çizgisine varmış olmalıydı.
SC çizgileri arasındaki süre 2 dakika 4 saniye olarak açıklanmıştı.
Belçika GP’sinde Leclerc, söz konusu turu 2:06,87 ile geçti. Yani belirlenen süreden yaklaşık 3 saniye daha fazla. Güvenlikle ilgili kurallarda hakemlerin hassasiyetini biliyoruz. Nitekim hakemler, Leclerc hakkında hemen inceleme başlattı. Ferrari takımından da savunması istendi.
Hakemlerin inceleme tutanağı.
Ferrari, aşağıdaki resmi belgede yazan savunmasını iletti.
Savunma şunu diyor: Takım (Ferrari), sürücünün (Leclerc) SC2 çizgisini geçerek kronometreyi çalıştırdığını, sonradan 12 saniye durarak kalkış denemesi yaptığını, keşif turunu daha sonra tamamladığını belirtti. Bu durum, hakemler tarafından araç üstü kameradan da tespit edilmiştir. Dolayısıyla herhangi bir ihlal tespit edilememiştir.
Bu da Leclerc’in ihlalleriyle ilgili karar metni.
Bu ifadede size garip gelen bir durum var mı? Dikkatlerden kaçan noktayı hemen dikkatinize sunuyorum.
Leclerc, SC2 çizgisini geçtikten SONRA durarak start denemesi yapmıştı. Ama madde 18.1 ne diyordu? Pilotlar, kalkış denemesini, SC2 çizgisinden ÖNCE yapmalıydı. Hem de start deneme alanı çok net bir şekilde tanımlanmıştı. Hatta fotoğraflarla filan anlatılmıştı. Daha net olamazdı.
Tüm sezonun en net start deneme alanı gösterimi. Siyah karede denemeler yapılacak. Eğer deneme sırasında pitten rakip araba çıkıyorsa, o araba kırmızı kareden geç geçtikten sonra deneme yapılacak.
Evet değerli okurlarım, Leclerc maalesef iki farklı kuralı çiğnemişti. Hem keşif turunu olması gerekenden geç tamamlamıştı. Hem de start denemesini kendisine belirtilen alanın dışında gerçekleştirmişti. Üstelik Ferrari’nin keşif turunun geç bitmesi için gösterdiği özür, kabahatin kendisinden daha büyüktü.
Ceza çıktı mı? Hayır.
Rezalet devam ediyor
Peki bu kadar rezalet yeter mi? Yetmez tabii ki, devamı var. Leclerc’in olayında hakemler, pilotu ve takımı yarışın sonunda konuyu görüşmek üzere davet ediyor. Her iki ihlali ilgilendiren cezayı vermek için, eğer ceza çıkacaksa tabii, yarışın sonunu bekliyorlar. Ceza vermeden önce pilotu ve takımı dinlemek istiyorlar. Bu arada doğru olan uygulama da bence bu. Dolayısıyla o gün doğru uygulama yapıldığı için hakemleri suçlayamayız.
Altını kırmızı ile çizdiğim cümlede takım temsilcisi ve sürücü saat 17:30'da görüşmeye davet ediliyor.
Anormal olan Rusya’daki uygulama. Rusya’daki hakemler, ihlal gerçekleşir gerçekleşmez, Hamilton’ı dinleme gereği bile duymadan, yarıştan 10 dakika önce kararı kesinleştiriyorlar. Hakemlere şunu sormak lazım: “Bu acele ne? Önce yarış bitsin, sonra 10 saniye cezayı verirsiniz. Adamı dinleyin bakalım önce, belki ilginizi çekecek bir şey söyler. Yargısız infaz neden?”
Cezayı yarış başlamadan önce kesinleştirdiklerini nereden anlıyoruz? Yarışı Finlandiya için yorumlayan Fin spiker, daha yarışın başlamasına 10 dakika kala, Hamilton’ın 2 tane 5 saniyelik ceza aldığını izleyicilerine duyuruyor. Böylesine sıra dışı bir cezayı tahmin etmek imkansız olduğu için ilk anda bu bilginin hakemler tarafından sızdırıldığı belliydi. Bu arada bilgiyi aldığı iddia edilen Fin gazeteci Niki Juusela bilginin kendisine ulaştırıldığını kabul etti. Sadece kaynağı kabul etmedi. Juusela, “Kaynağımla ilgili yorum yapmayacağım. Ama bana bilgi veren Mika Salo değil.” dedi.
Sonuç olarak hakem heyetinin ceza vermek için o kadar acelesi vardı ki, yarış sonunu bekleyemediler.
Hakemler ceza için neden acele ettiler?
Burada ipin ucu yine hakem heyetinin başındaki Salo’ya dokunuyor gibi. Salo, Ninja Casino adlı bahis şirketinin reklam yüzü. Bahis sektörünü de iyi biliyor.
Böyle bakıldığında kararın erken çıkmasının mantığı da oturuyor. Bahis oynamam ama Hamilton galibiyetinin daha düşük oran verdiğini tahmin etmek zor değil. Ancak haberi yarıştan önce öğrenenler, daha yüksek oranlı Bottas’a bahis yapabilirler. Zaten muhtemelen bahis firmalarının durumdan rahatsız olmalarının nedeni de bu. Bahis firmalarının konuyu FIA’ya taşıdığı söylentisi pazar günü Alman basınında konuşuldu. O cephede şimdilik en güncel durum pazar günkü haberler.
Ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Uzun lafın kısası cezanın apar topar verilmesi ve resmi açıklamanın basına sızdırılmasının arkasında bahis olasılığını aramak çok mantıksız değil.
Sonuç
İşte Lewis Hamilton’a verilen ceza bu kadar keyfidir. Lewis’in isyanı da tam olarak bu keyfi uygulamalara. İşte bu nedenle hakemler tarafından durdurulmaya çalışıldığını düşünüyor. Haksız mı?
Tekrar belirtiyorum, bu yazı Leclerc’e karşı değildir. Leclerc’i şeytanlaştırmıyorum. Çoğu konudan onun bile haberi yoktur. Hiç şüphe yok ki, Leclerc geleceğin şampiyonudur.
Bu yazı, adaletsizlikler üzerine. Yazımın ana karakterlerinden biri Leclerc olduğu için oradan devam edelim. Sadece bu sene Leclerc’le ilgili 4 tane ceza atlandı. En önemlisi de Leclerc’in, İspanya’da emniyet kemeri olmadan 2 tur yarışmasıydı. Keşif turunda, kimseyi tehlikeye atmadan kalkış denemesi yapan arabaya ceza veren bir yapı, Leclerc’in kendi canını hiçe saymasını nasıl görmezden gelebilir?
Leclerc’in menajeri, FIA başkanı Jean Todt’un oğlu, Nicolas Todt. Şimdi bu ilişkinin verilen/verilmeyen kararlarda etkisi olmadığını söyleyebilir miyiz?
Beyler, elinizi spordan çekin. Bırakın destek olmayı, engel olmak isteseniz bile Leclerc iyi bir arabayla şampiyon olacaktır. Size gerek yok.
Yeter ki Masi’yi de alın ve spordan gidin. Spora gölge etmeyin.
Görüşmek üzere,
Fırat KESKİN